Denizli 32°C
19 Eylül 2020 - Cumartesi
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Mesut Akdağ

İnsan gibi insan olmak ve davranmak

Bir kabahat, bir suç işlediğinde, yaramazlık yapıldığında, bir kişiye saygısızlık ve haksızlık yapıldığında yani bir kötülük veya çirkin bir iş yapıldığında, o işi yapan kimseye insan ol veya insan gibi davran deriz.  Halbuki, bu kötülüğü ve suçları yapan insandır. Tamamen bizim gibi gözü, kulağı, ağzı, dili, hisleri olan bir insan. Bu kişi hayvan veya başka bir canlı değil, bir insandır. Öyleyse bu kabahatleri yapan kişiye, insan olmasına rağmen neden insan gibi ol veya insan gibi davran deriz? Çünkü insanın fıtratı iyiliktir, güzelliktir. Yaratılışından gelen mükemmelliktir. Peygamber Efendimiz aleyhissalatuVesselam’ın buyurduğu üzere her insan İslam fıtratı üzerine doğar. Yaratılışındaki mayasında, özünde, ahlakında, karakterinde İslam’ın güzelliği, Kur’an ahlakı ve Müslüman hoşluğu vardır. 

Bu sebeple İnsan kelimesi iyiliği, güzelliği, çağrıştırır. Doğruluk, dürüstlük ve güzel ahlak kelimelerinin bizlere hatırlattığı insan, nasıl oluyor da bu iyi hasletlerden çıkarak kötülüklere ve haksız uygulamalara kendisini düşürebiliyor? 

Yukarıda bahsettiğimiz peygamber efendimiz Aleyhüsselatüvessalam’ın hadisinin devamında şöyle buyruluyor: “Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.”  Evet, hadiste de anlaşılacağı üzere insan, çevresinin, eğitiminin ve kendi arzularının etkisi ile o güzel ahlak ve huylardan uzaklaşıp kötülüğe meyleder. Böylece o güzel haslet olan insanlıktan çıkar. Hal ve hareketleri kötü ve ahlaksız olur. Nasıl bir ağaç veya alet bakılmazsa kurumaya ve bozulmaya yüz tutar insan da o insanlık ve İslam fıtratını korumazsa yani İslam fıtratına göre hareket etmezse tabi ki insanlıktan çıkacak ve kötülüklere dalacaktır.

Peki, insan bu yaratılışındaki ve özündeki bu ahlaki değerleri nasıl koruyacaktır? Her şeyden önce bu değerli insanlık niteliklerimizi korumamız ancak fıtratımıza uygun yaşar ve hareket edersek sağlayabiliriz. Önce insan olabilmek, yaratılış fıtratı yani İslami hayatı korumaktan geçer. İslam kimliğini ne kadar özümsersek ve hayata geçirebilirsek bilhassa Kur’an ahlakıyla ahlaklanır ve o ahlakı ne kadar uygularsak o kadar insan oluruz. İnsan diğer varlıklardan üstün ve en yüksek makamda yaratılmıştır. Bu sebeple insan olmak üstün meziyetlere sahip olmak demektir. 

Şunu unutmamak gerekir. İnsan iyi ve kötü olmak üzere çift yönlü yaratılmıştır. Evet, insan her ne kadar İslam fıtratı, iyilik ve güzel ahlaki değerlerle donanarak yaratılmış olmasının yanında kötülüğe meyilli olarak da yaratılmıştır. "Rabbimin merhamet edip korudukları hariç, nefis daima fenalığı ister, kötülüğe sevk eder. Doğrusu Rabbim gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur).” (Yusuf, 12/53) ayetinde görüleceği üzere insan sadece çevresinin etkisi ile değil kendi istek ve arzularıyla da kötülüğe meyledebilir. Nasıl karda kardelen çiçeği veya çölün ortasında bir kaktüs çiçeği açtığı gibi iyi bir toplumun içinden de kötü bir insan çıkabilir. Hz. Nuh’un oğlu, Hz. Lut’un eşi gibi. Hz. Nuh ve Lut peygamber olmalarına rağmen kendi ailesi onlara inanmamışlar ve hatta onlara ihanet etmişlerdir.

Netice-i kelam, insanın özü iyiliktir, güzelliktir. Bu yüzden insan kelimesi bize ahlaki değerler olan dürüstlük, sevgi, şefkat, iyi huy gibi üstün vasıflar ve hasletleri çağrıştırır ve kendisinde toplar. Yani sadece bir kimseye insan gibi insan dediğimizde o kişinin ahlaki değerleri taşıdığına hükmederiz. Bunun da yaratılışındaki karakterinden, fıtratından kaynaklığını ifade ederiz. İnsana düşen en büyük vazife bu insanlık fıtratını muhafaza etmek ve o fıtrat üzere olmak, yaşamak.

Mesut Akdağ diğer köşe yazıları
 1  2  3  4  5  6  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 6 sayfa var.
Bu kategoride 58 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web