Denizli 28°C
18 Temmuz 2019 - Perşembe
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Emine  Çoruk

HUZURUN EVİ OLUR MU?

Siz hiç huzur evi ziyaretine gittiniz mi? Gitmemek oysa ne büyük kayıpmış, bunu bana yaşattığı farkındalığın sonucunda anladım. Farklı gerekçelerle ve sebeplerle yolları kesişen güzel insanların ‘huzur’ adı verilen bu evde bir arada olmalarını derin duygularla hissettim.

     Doğanın emri; herkes doğuyor ve yaşlanıyor, güçten takatten kesiliyor ve kendi işlerini ihtiyaçlarını karşılayamayacak hale geliyor. Şimdiki zamanda genelde ailedeki herkes çalışıyor ve evdeki yaşlısıyla (anne ve babasıyla) ilgilenemiyor. Onların daha iyi zaman geçireceklerini düşündükleri bu evlere yerleştiriyorlar daha sosyal bir yaşam sürdürebilmeleri için.

      Hayat rastlantılarla doludur deriz her zaman, hiçbir şey de tesadüf değildir. Yanımızdan geçip giden bir insanın bile bir sebebi, bir rolü var bizim hayatımızda. İyi veya kötü katkı sağlıyor bu hayattaki oluşumumuza, eğer biz bunun farkındalığında yaşayabiliyorsak. Tesadüf olmadığını düşündüğüm Ahmet Köklügiller ile karşılaşmam vize işlemleri için koşuşturduğum bir dönemdi.

      Tramvayda yanıma Ahmet Bey oturdu. Gülümseyerek gideceği yeri söyleyip hangi durakta inmesi gerektiğini sormasıyla muhabbet etmeye başladık. Gayet kibar, naif, güler yüzlü ve güzel konuşan tam bir beyefendi. Konuşmamız ilerledikçe kendinden bahsetmeye başladı; edebiyatçı olduğunu, edebiyatla ve dilbilgisi ile ilgili ellinin üzerinde kitabı olduğunu söyledi ve şu anda bir huzur evinde yaşadığından bahsetti. O an bir şey söylemedim, anlattıklarını soluksuz dinledim, dinlerken de düşündüğüm tek şey bu güzel insanın ziyaretine gitme isteğiydi.

     Aradan biraz zaman geçti. Bir arkadaşım ilgilendiği bir kadının işlemleri için huzur evine gideceğini söyleyince hemen ben de gitmek istediğimi söyledim ve buluşup huzur evine gittik. İlk defa huzur evine gitmiştim, bambaşka bir hüzün doluydu. Sanki başka bir duygusu vardı ya da bu benim fazla hassas olmamdan kaynaklı bir düşünce olabilirdi. Bazıları kendi tercihleriyle bazıları da zorunlu yaşıyordu belki burada… Kendimi alamadım ‘Böyle mi olmalıydı gerçekten?’ diye düşünmekten, başka bir yolu yok muydu? Olmalıydı... Böyle karmaşık duygular içinde Ahmet Bey’e baktım, odasında yoktu. Konuştuğumuzda yarım kalan bir kitap için kütüphaneye gittiğini, ziyaretine gittiğim için çok duygulandığını ve mutlu olduğunu söyledi.

     Ellinin üzerinde kitabı olan Ahmet Köklügiller 1936 yılında Adana’da doğdu. Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. Çeşitli il ve ilçelerde Ortaokul öğretmenliği yaptı. Eserlerinden bazıları Biyografi=Türkçe Temel bilgiler 1973, Nutuk (Atatürk’ün kısaltılmış ve sadeleştirilmiş biçimi) 1973, Edebiyatımızda Şairler ve Yazarlar 1988, Tonguç Baba 1981, Gılgamış 1983, Karacaoğlan 1984, Pir Sultan 1984 … Bazılarımızın tanıdığı benimde birebir tanımaktan çok mutlu olduğum Ahmet Köklügiller’i sizlere de tanıtıp, hatırlatmak istedim. Şu anda İzmir’in ilçesi Dikili’de yazlığında yaşıyor. Yaz sonuna kadar orada kalacağını, daha sonra yaşamaktan mutlu olduğunu söylediği huzur evine döneceğini söyledi. Ve bana yeni bitirdiği en son yazdığı ‘Kırk Ambar’ isimli kitabını hediye etmek istediğini söyleyince ayrı bir onur duydum ve mutlu oldum. Bu haftaki yazımda kendisinden bahsedeceğimi söylediğimde; ‘Benim yazılacak önemli bir hayatım yok ki’ diyen bu mütevazi, naif, güzel yürekli insanı huzur evine döndüğü zaman tekrar ziyaret etmek için sabırsızlanıyorum. 

Sevgiyle, hoşça ve güzelliklerle kalın.

 

 

Emine Çoruk diğer köşe yazıları

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web