Denizli 29°C
23 Eylül 2019 - Pazartesi
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Meltem Alacacı

Harikalar Diyarı Sosyal Medya

Radyo ve televizyon, haber, bilgi ve keyif verme misyonlarını yavaş yavaş başka mecralara bırakıyor. Artık bu ikisi, eski popülerliğini, tekel halini yavaş yavaş yitirme durumunda, yerini ise geniş bir yelpazeye sahip, sosyal medya platformu alıyor.

Özellikle milenyum sonrası doğumlu olan ve Z kuşağı olarak adlandırdığımız kesim, sosyal medyaya ve varyasyonlarına son derece hakim, tüm detaylarını ismi gibi bilmekte ve hatta bundan fayda, kazanç sağlama konusunda öncü bile olmakta.

 X ve Y kuşakları ise, Z kuşağına oranla duruma daha az vakıf ve daha gelenekselci ama onlarda sosyal medyayı etkin kullanan kuşaklardan, yani sosyal medya kullanımı, doğum tarihleri ile paralellik gösterir durumda.

Günümüze yakın doğumlular, teknolojinin içine doğduklarından bu ortamı yadsımıyorlar. Bu durum, onlara gayet tanıdık gelirken, doğumu eski tarihlere dayananlar, bu yeni oluşum karşısında, biraz bildiğinden vazgeçmeme, biraz da yeni ve farklı olana direnme refleksi ile sosyal medya platformuna mesafeli dursalar da, bu çekinceli hal uzun sürmedi ve onlar da sihirli dünyanın sihrine kapıldılar.

Kanımca sosyal medya, bireylerde ‘’Alice Harikalar Diyarında’’ durumu yaratmaktadır. Şöyle ki; ellerindeki küçücük telefonlar, bulundukları ortamlardan bambaşka ortamlara geçiş yapmalarını sağlıyor.

İnsanlar, ‘’akıllı’’ telefonlarını ellerinde tuttukları süre boyunca, nesnel gerçeklikten sanal gerçekliğe geçiyor ve orada yaşıyorlar. Bu, ‘’Alice’’ olma hali, belki de hayatlarının hiçbir bölümünde karşılaşamayacakları insanlar ile direkt ilişkiye geçmek, kendi varlıklarından onları haberdar etmek, onlara seslerini duyurabilmek ve hatta geri bildirim alabilmek anlamında çok büyük bir olgu. Bu olgu, onların heyecan duygusunu arttırdığı için, bağımlılık ve merak güdüleriyle telefonlarına yapışık bir hayat sürüyorlar.

Bu sihirli ve sanal dünya bizleri içine çekiyor evet, bu kaçınılmaz ama harikalar diyarından alacakaranlık kuşağına geçiş yapmamak için, ince de bir ayar yapmak gerek.

Sosyal medyasız olalım demiyorum, bu ne gerçekçi, ne de gerekli. Sosyal medyayı kullanalım ama dengede kullanalım. 24 saatin önemli bir kısmını orada geçirmeyelim, evet olan bitenden haberdar olalım ama o dipsiz kuyunun da içine düşmeyelim.

Biraz daha kitap okuyup, biraz daha başımızı gökyüzüne kaldıralım. Biraz daha düşünüp, biraz daha sorgulayalım. Biraz daha fiziksel olarak yüz yüze gelelim, yani telefonda emojiler yerine mimiklerimizi gösterelim karşı tarafa; elbette farklı şehirlerde olan sevdiklerimiz için değil bu söylediğim, aynı şehrin göğü altında yaşayıp, bir kahve içimlik zaman ayıramadıklarımıza…


Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web