Denizli 30°C
24 Mayıs 2019 - Cuma
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Nilüfer Bekçi

FATİH’İN İMZASI

Bugün büyük Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet’in ölüm yıldönümü. Bu vesile ile İstanbul Fatihimizi şükranla anarken müthiş dehası ile yapmış olduklarına bir değinmek istedim.

Henüz 6 yaşında iken Rum Sancakbeyi olmuştu. Şehzade Mehmed'in medrese kökenli hocalarının yanı sıra bilgi edindiği Batılı şahsiyetler de bulunmaktaydı. Saruhan (Manisa) sarayında İtalyan hümanisti Anconalı Ciriaco ve saraydaki başka İtalyanlar onun Avrupa tarihi ile Antik Yunan filozoflarının hayatlarıyla ilgili kitaplar okumasına önayak olmuştu. Bu durum Şehzade Mehmed'e çok-kültürlülük kazandırmıştır.

Topkapı Sarayı arşivinde bulunan II. Mehmed'in şehzadelik yıllarına ait olan karalama defterinde Latin harfleri, Arap harfleri, Roma büstlerini andıran insan çizimleri ve Osmanlı figürleri bulunmaktadır. . İlgi çekici bir nokta da çok küçük yaşlarından itibaren bir deftere imza örnekleri tasarlamış olmasıdır. Buna daha sonra tekrar geleceğim.

Ayrıca Fatih Sultan Mehmed'in Arapça ve Farsça'nın yanı sıra Latince, Yunanca ve İtalyanca bilmesi bu dönemdeki ilişkilerine dayandırılmaktadır. Dünya tarihinin ilk fatihi Büyük İskender’in büyük hayranı olduğu, coğrafyaya, felsefeye, astronomiye, matematiğe büyük ilgi duyduğu, bilim insanına sarayının kapılarını açtığı biliniyor.

Bütün kıtaların detaylı ve doğru bir şekilde işlendiği kendi icadı olan ‘mücessem küreyi ve 1478’de kullanacağı yangın roketi dışında, planlarını bizzat çizdiği, dönemin dev topları şahi toplarını ve bakır levhalarla kaplatarak oluşturduğu ilk zırhlı gemileri hatırlatmak isterim.

II. Murat tahtı ilk olarak 13 yaşındaki oğlu II. Mehmet’e (Fatih) devretmiştir. Daha sonra II. Mehmet içinde bulunduğu durumu analiz ederek babasını çağırtmış ve tahta oturmasını emretmiştir. II. Murat’ın 1451 de vefatı üzerine henüz  19 yaşına iken tekrar tahta geçmiştir. Fakat bu sefer kendisinin tahtta olmasını değerlendirmek isteyenlere fırsat vermemiştir.. Karamanoğulları üzerine bir sefer düzenlemiş,arkasında haçlı tehlikesi bırakmamak için yıllardır süren Bizans kavgasına son verdiğini açıklamıştır. Fakat kafasında tek bir düşünce vardı ”Ya ben İstanbul’u alacağım ya da İstanbul beni” demiş ve sefer hazırlıklarına başlamıştır. 1453 yılında hazırlıklarını tamamlayan Şehzade Mehmet 29 Mayıs 1453 DE İstanbul’un kapılarından girerken tarihte yeni bir çağ açmış, Bizans Devletini ise tarihe gömmüştür.

Fatih döneminde imparatorluğun Rumeli toprakları genişlemiştir. Yunanistan, Sırbistan, Arnavutluk ve Bosna Hersek dahil Balkanların neredeyse tamamı imparatorluk topraklarına geçmiştir

Henüz 21 yaşında iken İstanbul’un fethinde göstermiş olduğu dehaya bence hiçbir yaşıtı ulaşamamıştır.  Dehasını sadece savaş planında ve gemileri karadan fıçılardan oluşturulmuş kızaklar üzerinde yürüterek geçirmekte göstermemiştir.( Bu gemiler karadan denize indirilmesi de Mehmed Han’ın çizdiği haritalar ve planlar izlenerek gerçekleştirilmiş. Toprak tasfiye edilmiş, yollara içyağı ve zeytinyağına bulanmış kızaklar yerleştirilmiş. Sonrasında, askerin karşı yakaya geçirilmesi için fıçıları demirlerle birbirine bağlatarak uzun zincirlerle gerdirip,üzerine de tahta, taş ve toprak döşettirerek bir rıhtım oluşturmuş.) Az önce değindiğim imza konusunu hatırlayınız. Fatih, imzasını hem kendi isminin kökünü hem de aynı zamanda İstanbul’un fethini hadis eden Hz.Muhammed’in adını simgeleyen bir şekilde atmaktaydı. İşte yapımında kendisinin de taş taşımış olduğu Rumeli Hisarı’nın çizimlerini bizzat yapmış ve yukarıdan bakıldığında bu imzayı gösterecek şekilde tasarlamıştır. Bu imza Rumeli Hisarı’na yaklaşık 500 metre yükseklikten ve deniz yakasından bakıldığında Hattı-Küfi ile yazılmış “Muhammed” kelimesidir.

Yani Fatih, fethedeceği şehrin üzerine hem imzasını atmış, hem de bu zaferini müjdeleyen peygamberimizin ismini kazımıştır. Ayrıca hisarın tam 132 günde bitirilmesini planlayan Fatih Sultan Mehmet bu sayı ile inşaanın bitişinin ebced hesabına göre “Muhammed’e” denk gelmesini sağlamıştır.  Fatih döneminde denizler üzerinde de fetihler yaşanmıştır. Ayrıca Trabzon Rum İmparatorluğu yıkılmış, Amasra ,Trabzon ve Sinop fethedilmiş, Karamanoğulları Osmanlı’ya katılmış, Akkoyunlu Devleti’ne son verilmiş, Ege Adaları’ndan bazıları fethedilmiş, Kırım’ın fethi ve İpek Yolu’nun Osmanlı hakimiyetine girişi sağlanmış, Venedik’e ve İtalya’ya seferler düzenlenmiş, Otronto fethedilmiştir.

30 yıllık saltanatına bütün bu başarıları sığdıran Fatih Sultan Mehmet, dünyanın dahi kabul ettiği iki Osmanlı Padişahından biridir.

 

 

.

 

Nilüfer Bekçi diğer köşe yazıları
ÇAKA BEY2019-05-23 11:13:26
HER GÜN ONLARIN2019-05-16 11:11:03
Asıl Şimdi 1002019-05-09 10:24:47
KİMLERİN ZAFERİ2019-04-25 11:49:05
ÇÖZÜM NE OLABİLİR2019-04-18 13:19:22
HER YERDE ŞİDDET2019-04-11 11:51:50
ŞANSLI MI? ŞANSSIZ MI?2019-03-15 11:35:56
 1  2  3  4  5  6  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 6 sayfa var.
Bu kategoride 53 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web