Denizli 29°C
17 Eylül 2019 - Salı
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Mehmet  Akdağoğlu

EVLİLİKLENME MEVSİMİ

Geçen Cumartesi kitaplarımın basımını yaptırdığım matbaaya gitmiştim. Ben oradayken evlenme arifesindeki gençler geldiler. Matbaacıya bir tanıdıktan selam getirmişlerdi. Düğünleri için davetiye seçeceklerini söylediler. Matbaa çalışanı, davetiye örneklerini indirirken "Nasıl bir şey düşünüyorsunuz gençler? Bizde çok kalitelisi de, orta yollusu da hatta çok uygunu da var." dedi. Biraz düşüncesizlik ettim. Onlardan önce atladım."Gençler, şöyle cebe sığacak boyutta bir şey olsun davetiyeniz. İnsanlar katlamadan taşıyabilsinler. Hem de fazla para vermemiş olursunuz." Dedim. İki genç birden ters ters baktıktan sonra. "Biz biraz kaliteli davetiye düşünüyoruz. Böyle bir şey ömürde bir kere olacak şey. Üç kuruşun arkasına mı düşeceğiz?" Dediler.

            Söylediğime pişman olmuştum ama yine de konuşmadan duramadım. Gençler önlerine yığılan dört beş klasörü incelemeye başlarken biraz seslice mırıldandım. "İnşallah ikinci davetiyeye ihtiyacınız olmaz." Beni duymuş olacaklar ki yine ters ters baktılar.

            Benim son kitabımın kapak çalışması yapılacaktı. Siz deyin bir buçuk, ben diyeyim iki saat sürmüştü bu iş. Ama bizim gençler, hala davetiye klasörlerinin içine gömülü duruyorlardı. Matbaa sahibi yanlarına varıp sordu. "Nasıl oldu gençler? Aklınıza yatan bir davetiye oldu mu?" diye sordu. Kız bir davetiye, erkek başka bir davetiye beğenmişti. İkisinin de fiyatı neredeyse aynıydı. Ama iki davetiyeden birini seçemediler. Yani gençlerin zevkleri çok farklıydı. Matbaacı, büyük bir sabır göstererek "Siz biraz daha bakın. Yardım isterseniz haber verirsiniz. .......... abinin selamı benim için önemlidir. Size yardımcı oluruz. Hayatta her şey para değildir gençler. Siz beğenin yeter ki." dedi.

            Bizim müstakbel çiftimiz bir yarım saat daha inceleyip, fikir alış-verişi yaptıktan sonra "Biz biraz daha araştıralım. Daha zamanımız var nasıl olsa. Yine uğrarız, hayırlı işler." deyip çıktılar. Bilmem artık nasıl cafcaflı bir davetiye seçtiler? Bunun için düğün borcunun bir ucuna kaç liralık bir kuyruk eklediler?

            Bunu niye anlattım? Elbette boşanmalara girizgah olsun, diye anlattım. Çünkü gençlerimiz evlenirken o kadar gereksiz masraflara giriyorlar ki borç batağına batıyorlar adeta. Yok şu düğün salonu küçük, şu düğün salonu alçak tavanlı, hatta bizim taraftan geleceklere ters , diyerek günlerce düğün salonu aranıyor. Hatta kına gecesi için ayrı, düğün için ayrı salon tutanlar bile var. Yemekte tavuk mu olsun, kırmızı et mi? Yoksa sulu yemek mi? Çorba ne çorbası olacak? Tatlı olarak ne verilecek? Ordövr tabağı verilecek mi?

            Aylar öncesinden her şeye karar verilip salonu tuttuk diyelim. Sıra oturulacak eve gelir sonra da. Hangi mahalleden ev tutalım? Kız tarafına mı yoksa erkek tarafa mı yakın olacak? İki oda bir salon mu yoksa üç oda bir salon mu olsun?

            Haydi diyelim o da tamam. Sıra evi döşemede şimdi. Koltukların markası, perdelerin deseni bile çok önemlidir. Beyaz eşya başka bir ayrıntı. Buzluk üstte mi olacak yoksa altta mı? Buz dolabı hangi renk olacak?

            Gelinlik için başka şehre bile gidiliyor. Kuaför aylar öncesinden ayarlanmazsa sıkıntı çıkar. Bir de kuaföre damat tarafından kaç kişi, gelin tarafından kaç kişi gidecek? 

            Daha sayılacak çok büyük ayrıntı var ama bu kadarı yeterli sanırım. Ayrıntı diyorum çünkü; bunlar evlilik için çok da önemli şeyler değil. Atalarımız ne güzel söylemiş oysa. "İki gönül bir olunca samanlık seyran olurmuş." Önemli olan mutluluk içinde yaşamak değil mi? Çok güzel bir evin olsa, içini de en güzel şekilde döşesen. Artı dolabında olmadık bir şey olmasa yiyecek ağız tadı, o markalı koltuklarda oturacak huzurlu bir ortam yoksa hepsi bir hiçtir. Hiç birisinin bir önemi de yoktur.

            Bu ağız tadı ve huzuru ortadan kaldıran en önemli şey nedir biliyor musunuz? BORÇ. Yani düğünde her ayrıntıya girerek harcadığımız paraların geri ödenmesi. Hele günümüzdeki kartlarla ödemenin bu kadar kolay olması. Harcarken çok kolay olan paranın öderken tam tersi olması. Borç batağında yaşarken hangi evde, hangi koltuk ya da hangi yatakta huzur bulunur ki?

            Öyleyse gelin güzel gençler, evlilikte önemli olmayan ayrıntıları fazla kafaya takmayın. Borç ile almaktansa uygun fiyata olanlarla yetinmeyi deneyin. Göreceksiniz ki; çok daha mutlu ve huzurlu bir evliliğiniz olacak. Bana göre boşanmaların çoğu da bu ayrıntılar yüzünden oluyor. Çocuğunu evlendirmenin bir atalık görevi olduğunu unutan büyüklere de bir çift sözüm var bu arada. Lütfen çocuklarınızı evlendirirken borç yükü altında bırakmayın ve mümkün olduğunca korumacı davranmayın. Bırakın kendi ayakları üzerinde durmayı öğrensinler.

 

 

 

 

           

Mehmet Akdağoğlu diğer köşe yazıları
HOBİ BAHÇELERİ2019-05-21 11:27:03
SABRETMEK2019-05-14 12:13:13
ANILARLA RAMAZAN2019-05-07 09:31:27
KÖYLÜ - ŞEHİRLİ2019-04-29 14:11:03
23 NİSANLAR2019-04-23 10:47:10
TARIM MEVSİMİ2019-04-02 12:46:09
OKUMAK ÜZERİNE2019-03-26 09:54:44
EĞİTİM ŞART2019-03-13 11:26:22
 1  2  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 2 sayfa var.
Bu kategoride 15 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web