Denizli 28°C
18 Temmuz 2019 - Perşembe
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Kadir Yatağan

DAĞLARA KAÇMAK

Bunaltıcı yaz sıcağı dalgalar halinde üstümüze gelirken, insan biraz olsun rahatlamak için kapı ve pencereleri de açsa, soğuk suyla duş da alsa kâfi gelmiyor. Sıcakların etkisini azaltmak için iki etkin yol daha var. Ya denizlerin ılık koynunda rahatlamak veya dağların serin bağrında ferahlamak…

  Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde, bazı iller deniz kenarında bulunması bakımından insanlarının denizle nasiplenmesi yönüyle şanslıdır.İç kesimlerde yer alan illerde yaşayan insanlarsa,denizden mahrum olmanın burukluğunu nehir,göl ve baraj sularıyla yetinerek gidermeye çalışırlar.

         Nedense dağlar, iç bölge insanlarının hayatında önemli bir yer tutar. Dağlar, yaz mevsiminde serin rüzgârlarıyla sıcaktan bunalan insanlara şifa dağıtır. Yörük yaşantısı da

denilen yazın yaylalara çıkmak, Anadolu’nun çeşitli kesimlerinde gelenek halini almıştır. Çeşitli kültürel zenginlikleri içeren yayla geleneği, ayrı bir yazı konusu olabilir.

     Denizli, deniz ili değilse de gerek yer altı suları bakımından gerekse Büyük Menderes nehrinin yatağı olması yönüyle suya bütünüyle hasret değildir. Etrafını çeviren yüksek dağlar ve bunların uzantıları, yaz aylarında insanların serinlemesini sağlar. Şehir içindeki çeşitli parklar ve Çamlık mesireliği, yaz mevsiminde Denizlilerin başlıca uğrak yeridir. Yine Gök pınar mesireliği, Cankurtaran mevkii, Başkarcı etekleri, Güney şelalesi, Buldan Kestane deresi, Honaz Milli Parkı dağ turizmi yönüyle ilk akla gelen müstesna tabiat köşeleridir.

       Dağlara çıkmak, dağ kültürüyle yoğrulmuş insanlar açısından bir tutkudur. Şehrin gürültüsünden uzaklaşıp dağ eteklerine ulaştığınızda, kulağınızı tırmalayıp beyninizi zonklatan mekanik seslerden, gözlerinizi yoran iğreti yapı ve beton yığınlarından da kurtulursunuz bir sürede olsa…

       Dağ içlerine doğru gittikçe şırıl şırıl akan dere sularının sesine karışan kuş cıvıltıları ve toprağın yeşil taze dokusunun kokusuyla karşılaşırsınız. Gözleriniz, yeşilin her tonunu barındıran zengin bir bitki örtüsüyle renklenir. Ciğerleriniz oksijen depolarken, yüreğinizi saran kasvet dağılır, cümle dertlerinizden arınırsınız. Yaşadığınızı anlamanın ötesinde, yaşadığınızdan zevk alır, hayata daha sıkı sarılırsınız…

       Yeşil, hayatın canlılığın rengidir. Anlam bilimciler, bu kelimenin yaş yani ıslak ve ayni zamanda diri canlı anlamları taşıyan kökten türediğini söylerler. Dağlar, yeşile bezendiği zaman güzeldir. Yeşili korumak, hayata sahip çıkmaktır. Özellikle yaz mevsiminde dağ içlerinde serinleyen, eğlenip dinlenen ve bunu ‘piknik yapmak’ olarak değerlendiren insanlarımızın yaktıkları ateşi söndürüp doğal ortamın korunmasına dikkat etmeleri vatandaşlık görevidir.

       Yaz mevsiminin insanı bunaltan sıcağından serin rüzgârı ve temiz havasıyla bizleri rahatlatan dünyamızın direkleri olan dağ ve onun duvağı olan ormanların bizden sonraki nesillere de kucak açmasını sağlayıcı bilinçli yaklaşımların insanımızı sarması dileğiyle…

                             

Yeşile bürünse her zaman dağlar

Kuşlar cıvıldaşır dereler çağlar

Köz ateş olur da bağrını dağlar

Ağaçlar kül olur böcekler ağlar…

Kadir Yatağan diğer köşe yazıları
ŞİİR YOĞURAN ADAM2019-07-03 10:06:30
Doyumsuzluk Denizi2019-06-24 09:44:15
MAZİDEN İZLER2019-06-12 09:37:05
ŞİİR ve ŞAİR V2019-05-29 10:40:34
ŞİİR ve ŞAİR IV2019-05-22 10:39:47
19 MAYIS RUHU2019-05-15 10:21:06
ŞİİR ve ŞAİR III2019-05-08 10:43:27
ŞİİR ve ŞAİR II2019-05-01 14:14:56
 1  2  3  4  5  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 5 sayfa var.
Bu kategoride 43 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web