Denizli 26°C
19 Haziran 2019 - Çarşamba
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Nilüfer Bekçi

ÇAKA BEY

Geçtiğimiz hafta sonunu Antakya ve İskenderun’da  geçirdik. Tam 19 Mayıs günü İskenderun’da karşımıza  Deniz Müzesi çıktı. Böyle şeyleri hiç kaçırmam. Eşimle çocukları müzeye sürükledim. Kapıdan girerken 19 Mayıs 1090 tarihi, gün nedeniyle dikkatimi çekti. Bir büstün altındaki bu tarihin altında, Türklerin ilk deniz zaferi olduğu(Koyun Adaları Zaferi) ve Çaka Bey tarafından kazanılmış olduğu yazılıydı. Çaka Bey adını İzmir’deki bir okuldan biliyordum sadece. Ama nedense kim olduğunu hiç araştırmamıştım. İlköğretim veya liseyi İzmir’de okuyanlar  belki de İzmir için bu kadar önemli bir ismi öğreniyorlardır. Ama ben Ankara’da okudum. Öğrenmek için hiçbir zaman geç değildir diyerek  Çaka Bey’i okudum. Öğrendiklerimde beni çok etkileyen bir tesadüf vardı. Şöyle anlatayım:

Çaka Bey, 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Anadolu’ya akın eden gazilerden biri.  Kastamonu ve Bolu taraflarında savaştıktan sonra İzmir’e gidiyor. Gösterdiği başarılar sonucunda büyük bir üne kavuşan Çaka Bey 1078-1079 seneleri arasında Bizans komutanlarından Kabalika Alexandros ile yaptığı savaşta yenilerek esir düşüyor. Alexandros, Çaka Bey'in cesaretine hayran olup ve kendisini imparator Batanciates'in sarayına gönderiyor. Burada da davranışları imparatorun dikkatini çeiyor ve imparator ona diğer esirlerden farklı, özel haklar tanıyor. Ancak 1081 senesinde Bizans İmparatorluğu'nun başına I. Aleksios'un geçmesi üzerine Çaka Bey'in konumu sarsılıyor. Çaka Bey saraydan kaçarak Ege sahillerine yerleşiyor. Burada Türkmenlerden oluşan bir ordu kurarak Smyrna yani İzmir'i fethediyor ve burada kendisine ait bağımsız bir Türk beyliği kuruyor. Sonrasında İzmir limanında elde ettiği ustalar aracılığıyla kırk gemiden oluşan bir donanma oluşturuyor. Ardından sınırları genişleterek büyük bir bölgede hakimiyet sağlıyor. Bunun üzerine Bizans imparatoru donanmasını Çaka Bey'in üzerine yolluyor.  Türklerin ilk deniz muharebesi olan bu savaşı Çaka Bey kazanıyor. Bu olay tarihe ''Koyun Adaları Deniz Savaşı'' olarak geçiyor. Büyük bir zafer elde eden Çaka Bey bazı önemli adaları, İzmir'den Çanakkale'ye kadar olan yerleri ve Bizans'ın Trakya kısmını ele geçiriyor. Sonrasında daha büyük bir donanma kurarak Edremit ve Çanakkale bölgelerini de ele geçiriyor. Aslında İstanbul'u fethetmeyi planlıyor ama bu tehlikeyi sezen Bizans İmparatoru I. Aleksios Komneos hem Bizans hem de Selçuklular için bir tehlike oluşturduğunu belirterek Çaka Bey'e karşı I. Kılıç Arslan ile ittifak kuruyor.

Abidos kuşatması sırasında Bizans donanması denizden Selçuklu ordusu ise karadan Çaka Bey'e karşı saldırıya geçiyor. İki devlet arasındaki ittifaktan haberi olmayan Çaka Bey I. Kılıç Arslan ile bir görüşme talep ediyor. Kılıç Arslan, daha önce Çaka Bey'in kız kardeşiyle evlenmiş olmasına rağmen verilen ziyafet sırasında kılıcını çekerek kendisini öldürüyor.

Çaka Bey'in ölümünden sonra İmparator Komnenos, I. Kılıç Arslan'ı Nikea'dan (İznik) çıkarmak ve olası Türk saldırılarını püskürtmek için Avrupa'daki Hristiyan devletleri harekete geçiriyor  ve I. Haçlı Seferi'nin başlamasını sağlıyor.

Beni etkileyen tesadüf, İzmir’i Türkleştiren Türk Beyi tarafından denizlerde kazanılan ilk zaferimizden tam 829  yıl sonra 15 Mayısta yine Bizans artığı Rumlar tarafından işgali üzerine yola çıkan Mustafa Kemal’in tam zaferle aynı gün Samsun’a ayak basmış olması. Çaka Bey’in ele geçirmiş olduğu ve 800 yıl sonra Türk ordusunun düşmanı geçirmediği Çanakkale itilaf devletlerince işgal edilmiş, bu haksızlıklara ve Yunanlıların İzmir ve Anadolu’nun içlerine yayılmasına karşı halk hareketini tam da 19 Mayıs deniz zaferinin kazanıldığı gün başlatmış olması sizce kaderin bir cilvesi mi, tesadüf mü? Düşünün, her iki savaş da Rumlara karşı kazanılıyor. Sizi bilmem, bana çok ilginç geldi. Bir tesadüf de Çaka Bey’in kendisi gibi bir Türk Beyinin, yüzyıllar sonra Türk Halkının da padişahının ihanetine uğramış olması. 1. Kılıç Arslan soydaşını öldürürken, Padişah Vahdettin de memleketini kurtarmak için yola çıkan paşasının idam fermanını veriyor. . Sizi bilmem, bu tesadüfler bana çok ilginç geldi.  Tarih gerçekten de tekerrür ediyor.

Ayrıca yarı İzmirli olarak bu bilgiye daha önce ulaşmamış olmamdan utandım doğrusu. Neyi ne zaman, ne vesile ile öğreneceğimiz belli olmuyor. Okumanın önemi bir kez daha ortaya çıkarken, çok gezen mi çok okuyan mı bilir sorusunu da tekrar gündeme getiriyor.

Nilüfer Bekçi diğer köşe yazıları
TÖRE2019-06-13 09:49:18
SU VE ZAMAN2019-06-07 07:25:41
KADINA ŞİDDET2019-05-30 06:11:52
HER GÜN ONLARIN2019-05-16 11:11:03
Asıl Şimdi 1002019-05-09 10:24:47
FATİH’İN İMZASI2019-05-02 10:00:17
KİMLERİN ZAFERİ2019-04-25 11:49:05
ÇÖZÜM NE OLABİLİR2019-04-18 13:19:22
HER YERDE ŞİDDET2019-04-11 11:51:50
 1  2  3  4  5  6  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 6 sayfa var.
Bu kategoride 56 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web