Denizli 10°C
22 Şubat 2020 - Cumartesi
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Nilüfer Bekçi

Bıkmadınız, utanmıyorsunuz

Üç kızın en büyüğü. Henüz 17 yaşında. Adı gibi Nazlı. Annesinin kınalı kuzusu. Yaşadıkları dağ köyünde kardeşleriyle birlikte koyunlarını, keçilerini otlatmaya götürüyorlar. Her gün 10 kilometre gidip geliyorlar.  Oysa okumak istiyordu Nazlı. Babası onu okuldan aldığı gün çok ağlamıştı.” Liseye kadar okudun, yeter” demişti babası. “Kız kısmı fazla okumaz. Ne yapacan okuyup, o okumuş karılar gibi açık saçık giyinip gece vakti sokaklarda mı gezinecen, köyden uzağa mı gidecen, tecavüz mü ettirecen kendine kız?! Ne ağlayıp duruyon okuldan aldım diye?”

Oysa öğretmen olmak istiyordu Nazlı. Kardeşleri de öyle. Belki avukat, doktor bile olabilirlerdi çok çalışırlarsa. Ama babaları liseye gelince onları da okutmamaya kararlıydı. Daha gün ağarmadan hayvanları önlerine katıp dağlarda gezmeleri, şehirde öğretmen olmaktan daha tehlikesizmiş gibi hiç umurunda olmadan gönderiyordu onları her gün.

Alışmışlardı artık. Birbirlerine destek oluyorlardı. Eğlenceler bile yaratıyorlardı kendilerine. Anneleri geceleri sarı saçlarını tarar, tatlı sözlerle severdi kızlarını. Elinden bu kadarı geliyordu. Hepsi baba eline bakıyorlardı. Yapacak bir şey yoktu. Baba ne derse o olacaktı.

Derken bir gün baba, bir adamla çıkageldi eve. Nazlı’yı çağırdı, kahve yaptırdı. Adam gittikten sonra “ bu dedi, evleneceğin adam” Nazlı’nın iki katıydı yaşı. Günlerce ağladı Nazlı. Gözleri şişti, göz pınarları kurudu. Vazgeçmedi babası. Sonunda bir akşam kızılca kıyamet koptu. Nazlı direniyor, babası direniyordu. İnsafsız adam baktı olmuyor, bastı dayağı zavallı kızına. Ama öyle böyle değil, tekme tokat, yumruk, ne varsa girişiyordu kıza. Annesinin, kardeşlerinin gözü önünde hırpaladı kızın 17 yaşındaki narin bedenini. “Evleneceksin” dedi “O kadar”. Vurdu kapıyı, çıktı evden.

Nazlı çok ümitsizdi. Annesi, kardeşleri, hatta amcaları, yengeleri, herkesi koymuştu araya ama kimse babasını bu saçma evlilik kararından vazgeçirememişti.  Bütün ümitlerinden sonra bu dayakla gururu da onulmaz yaralar almıştı. Herkes uyuyana kadar bekledi. Gece ilerlediğinde keçi damına gitti, bir daha dönmedi. Sabaha karşı keçileri otlatmaya gelen kız kardeşleri buldular tavana asılı cansız bedenini. Biri ablasını tuttu, diğeri bir taşla ipini kesti.

Polise söyleyemediler akşamki dayağı babasının attığını. Evin direğiydi, hapse girerse bakacak kimseleri kalmayacaktı.  Ablalarının kaderini yaşamamak için babalarından kurtulmaları gerektiğine inanıyor, bunun için evlenecek koca arıyorlar bu çocuk yaşlarında.

 Okuduğunuz olay geçtiğimiz günlerde yaşandı. Sadece isim değiştirdim. Kendine baba diyen o adam serbestçe geziyor köyünde. Doğru dürüst yas bile tutmadı. Ceza alıp almayacağı da belli değil.

Siz AB ye mi girecektiniz? Neden alsınlar ki sizi? Daha kaç kız, daha kaç kadın babası, kocası, sevgilisi tarafından katledilecek? Ne zaman uyanacaksınız? Ne zaman bu mahlûklara gerçek cezalar vereceksiniz? Ne zaman kadınları malınız gibi görmekten vazgeçeceksiniz? Biz insanlığımızdan utandık, siz bıkmadınız, utanmıyorsunuz!

Bıkmadınız, utanmıyorsunuz

Nilüfer Bekçi diğer köşe yazıları
KIYMET BİLİN2020-02-20 11:32:59
CANA SAYGI2020-02-13 08:56:06
MUTLULUK HEDİYE EDİN2020-02-06 14:47:49
ÇARESİZLİK2020-01-30 12:03:01
SOKAKTAKİ CANLAR2020-01-23 10:52:12
Çöl mü vaha mı?2020-01-17 07:17:56
HEPİMİZİN AYIBI2020-01-11 09:47:44
YENİ YIL KARARLARI2019-12-26 10:30:17
Boş Vakitler2019-12-20 14:32:56
DUR DEYİN ARTIK!2019-12-12 15:37:27
 1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 10 sayfa var.
Bu kategoride 93 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web