Denizli 32°C
19 Temmuz 2019 - Cuma
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Hüsamettin TAT

BEKLEMEDİĞİM BİR ANDA GEÇMİŞİMLE KARŞILAŞTIM

Haziran ayı girdi. Sıcaklar bastırdı. Biraz kafa dinlemek adına, beş on günlüğüne köyüme gittim. Köyümdeki evim yeşillikler içerisinde kuş cıvıltıları ve hafiften esen bir serinlik. Bunun haricinde alabildiğine sessiz bir ortam, ara sıra geçen birkaç araba. Kafa dinlemek, stres atmak için güzel bir ortam.

Kitap evindeki kitaplarımı düzenleyip, dinlenmek için uzandığımda, canımın geçtiğini, ortamın sessizleştiğini duyduğum bir anda dış kapım çalındı. Uykulu gözlerle kapıyı açtığımda dayımın oğlu Turan abim evimin önünde arabamı görünce, bir hal hatır sorayım diye gelmiş.

Verandaya keçenin üzerine oturduk, halı yastıklara dayanarak hal hatırdan sonra, tarlalara biçer girdiğini, Mustafa amcamın biçilen arpasını getirdiğinden bahsetti. Birkaç saat öncede, komşunun birinin biçilen mahsulünü getirdiğini bildirdi. Bir saat sonra da biçerin kendi tarlasına gireceğini söyledi, gayet rahattı anlatıyordu.

Üstü başı iş kıyafetiyle ve biraz uzamış sakalıyla sıcakta çok çalıştığının bir göstergesiydi bu durumu. “Sen farkında değilsin galiba dedim, bu gün sen evlenmiyormusun, Özbek gelin bu gün sana gelin olarak gelmeyecek miydi? Bu gün damadı ile kızı ona buldukları Özbek bir kadını gelin olarak getireceklerdi. Daha önceden bana anlatmış, bu günü iple çekiyordu. Eşi öldüğünden bu yana yalnız kalmış, bütün işlerini, hayvanların bakımını kendi yapıyordu. Zorlanıyordu, yalnızlıktan bunalıyordu. Gözüme baktı, çaresizdi. Biçerdöver bir saat sonra tarlasına girecekti ama saat on sekiz de evleneceği kadın kızı ve damadı ona misafirliğe geleceklerdi. “Böyle olmaz” dedim. “Sen şimdi gidiyorsun, tıraş oluyorsun, yıkanıyorsun, güzel elbiselerini giyinip misafirlerini karşılamak için bekliyorsun.” Çaresiz ve yalvarır gözlerle bana baktı. “Ne yapayım o zaman, benim tarladan traktörle benim mahsulümü getirir misin, yapar mısın benim için bunu “dedi.

O’nu evine bırakıp ağırdan, ağırdan traktörle yola düştüm. Biçerin yanına vardığımda köylüm Yaşar Çetin beni karşıladı. Hoş beş güzel sohbetlerden sonra muhabbet ederken bizim dayıoğlunun tarlasına biçer girdi ama ben hayalimden bir türlü kurtulup biçerin yanına gidemedim.

On beş, yirmi yıldır gitmediğim ovaya gittiğimde, gençliğime ve çocukluğumun yıllarına döndüm. Bulunduğumuz yamacın deresinde Mustafa amcamla deste çekerken, at arabasındaki bir eksiklik yüzünden bir günde üç kez bu dereyi atlarken at arabasını devirdiğimizi ve dağılan desteleri tekrar yüklediğimizi hatırladım. Tarlalarında sıcak altında ekin biçen köylüleri hatırladım. Babamla beraber, tırpanla ekin biçtiğimiz günleri, babamla annemin ekin biçme yarışındaki kazanımları hatırladım ve daha sonraları ekin makinesi ile ovada ekin biçerken, atları sulamak için günde üç dört kez eşeksırtında bidonlarla su taşıdığım günleri hatırladım. Ekin makinesinin bıçak kolları kırıldığında yine eşeksırtında, Başmakçıda ki demirci Ümmet’e günde iki kez bıçak kollarını kaynattırmaya gittiğim günleri hatırladım. Cuma günleri Başmakçı pazarına eşeksırtında pazara giden ve pazardan dönen köylüleri ve dedemi anımsadım. Onların yanımızdan geçerken almış olduğu birkaç kilogramlık meyvelerden bizlere yol başı denilen geleneğe uyarak ikram ettiklerini hatırladım. O sıcaklarda dedemin ekin biçilen tarlaya Başmakçıdan getirdiği bakır, bakır köpük helvasının yorgunlukla nasıl yenildiğini ve üzerine sıcakta kalmış suların nasıl içildiğini hatırladım. Eskiler eskilerde kalmış, modern tarım aletleri zamanın yerini almıştı. Daha çok şey hatırlayacaktım ki biçerdöverin çaldığı düdükle kendime geldim.

Traktörün römorkuna biçtiği arpayı boşaltmak için beni çağırıyordu. Traktörü yanaştırdım, ambarındaki mahsulü boşalttı. Kalan bir iki parça yeri biçtikten sonra yine römorka boşatıp başka tarlaya geçti. Römork dolmuştu. İnleye zorlaya, tepeleri yolları aşarak köye döndüğümde; dayıoğlum duşunu almış, tıraşını olmuş, giyinip kuşanmış keyifli bir şekilde avlu kapısında beni gülümseyerek karşıladı. Keyfi yerindeydi. Evleneceği hanım ve misafirleri daha gelmemişlerdi ama o heyecan içerisinde saatin kaç olduğunu soruyor, onların gelmelerini sabırsızlıkla bekliyordu.

Traktörünü ve mahsulünü teslim ettikten sonra, hayallerimin ve yorgunluğumun üzerine üç bardak soğuk su içerek evime doğru ağırdan, ağırdan yürümeye başladım.

Hüsamettin TAT diğer köşe yazıları
ADI FİRUZE2019-07-13 10:45:00
YAŞASIN HAYAT2019-06-22 06:02:21
AREFE2019-06-01 11:28:05
HZ. ÖMER VE ŞİİR2019-05-25 06:30:05
ÜZERLİK2019-05-18 07:01:16
BASTIRILMIŞ DUYGULAR2019-05-04 05:59:22
 1  2  3  4  5  6  7  ...  12  13  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 13 sayfa var.
Bu kategoride 122 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web