Denizli 30°C
24 Mayıs 2019 - Cuma
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
İnci Elence İlter

BEKLE BİZİ İZMİR, BİZ GELİYORUZ.

Bertolt Brecht’in bir şiirinden esinlenerek  Ali Yalçıner’in kaleme aldığı müzikli oyun Tebeşir İzi; 1930’ların Nazi Almanyası’nda yaşayan anne-kız'ın hikayesini vurucu bir dille anlatıyor.

 

Oyunun başrolleri Fulya Özcan, Ayşegül Yalçıner ve yönetmen Ali Yalçıner ile oyun hakkında konuştuk.  Tebeşir İzi, 15 Mart Cuma günü, saat 20.00’da İzmir Güzelbahçe Atatürk Kültür Merkezin’de sahnelenecek.

 

Bize Kadıköy Halk Tiyatrosu'ndan bahseder misiniz?

 

Ali Yalçıner: Ayşegül hanım ve ben 20 yıldır bu sektördeyiz. Oyun yazıyoruz, farklı tiyatrolarda oynuyoruz, eğitimler veriyoruz, televizyon oyunculuğu, dublaj yapıyoruz. Kendi tiyatromuzu kurduğumuzda toplumsal konuları ele alan, derdi olan, gerçekçi oyunları sahneye koymayı tercih ettik. Şu an devam eden oyunlarımız “MOR” ve “TEBEŞİR İZİ” bu tarz oyunlar.

 

Ayşegül Yalçıner: Geçen sezon çok ses getiren ve bu sezon da sahnelemeye devam ettiğimiz “MOR” kadın sığınma evinde yaşayan, beş kadının gerçek hikayesini anlatıyor. Mesela o eser kaleme alınırken sığınma evinde yaşamış kadınlarla görüştük. Ben şöyle düşünüyorum; hangi zamanda, hangi coğrafyada yaşarsak yaşayalım, insanız. Yani hepimiz aşık oluyoruz, acı çekiyoruz, heyecanlanıyoruz, merak ediyoruz, seviniyoruz, korkuyoruz. Kısacası insan olduğumuz için ortak duygularımız var, sadece biçimleri değişiyor. Yani insana değen, insanı anlatan oyunlar seçme sebebimiz bu. Ayrıca bu projeleri hayata geçirirken, Türk Tiyatrosu'na da yeni eserler kazandırıyoruz.

 

Fulya hanım neden 16 yıl sonra Tebeşir İzi oyunuyla sahnelere döndünüz?

 

Fulya Özcan:  Evet, 16 yıl aradan sonra bu oyunla tiyatroya geri döndüm. İlk olarak partnerim Ayşegül'ün oyunculuğuna ve Ali beyin tiyatro bilgisine güvendim. Güven olmasa neden yıllar sonra böyle bir riske gireyim? Oyunun konusu ve oynadığım karakter de beni cezbetti. Almanya’da Yahudi ve dul bir kadının evladıyla çatışmasını anlatıyor. Bu beni çok etkiledi.

 

Tebeşir İzi oyunu neyi anlatıyor?

 

Ayşegül Yalçıner: Almanya’da İkinci Dünya Savaşı döneminde geçiyor oyunumuz. Ben evin kızını oynuyorum. Hayatın farkında olmayan ama biraz da çıkarcı bir kişilik. Annesi inançlı, kız ise değil. O yüzden çatışmalar yaşıyorlar.

 

Fulya Özcan: Benim oynadığım karakter kocası savaşta ölmüş, dindar, evine ve çocuklarına bağlı bir kadın. Oyun 2. Dünya Savaşı sırasında Yahudiler’in neler çektiğini anlatıyor.

 

Ali Yalçıner: Oyun 1933 ile 1945 yılları arasında geçen zaman diliminde olup biten olayları anlatıyor. Anne ve kızın hikayesi kurgu. Bütün bu oyun Bertolt Brecht'in bir şiirinden yola çıkılarak yazıldı. Bazı seyirciler Brecht ve Tebeşir isimlerini duyduklarında “Kafkas Tebeşir Dairesi” oyununun uyarlaması olduğunu düşünüyorlar. Ancak “TEBEŞİR İZİ” bambaşka bir oyun ve hikaye.

İzmir seyircisi bu oyundan nasıl duygularla ayrılacak?

 

Ali Yalçıner: Oyunculuklarıyla, müzikleriyle, danslarıyla çok güzel bir oyun izleyecekler. Elbette kimse yoğurdum ekşi demez. Ancak biz oyunumuza gerçekten güveniyoruz. Oyuncu kadromuz zaten malum Fulya Özcan ve Ayşegül Yalçıner bizleri gerçekten o günlere götürüyorlar. Müziklerimizi Devlet Opera ve Bale sanatçısı Ahmet Baykara besteledi, koreografiyi İstanbul Şehir Tiyatrosu'ndan Senem Oluz yaptı. Kostümlerimiz Zerrin Akbulut tarafından tasarlandı.

 

Ayşegül Yalçıner: Oyundaki şarkıları canlı söylüyoruz. Benim solo söylediğim iki şarkı var. Diğer beş şarkıyı da Mustafa Kemal Bayrak, Senem Alışkın, Ezgi Burgutoğlu, Onur Gürsoy'dan oluşan koromuz seslendiriyor. Oyunumuz elbette duygusal yoğunluğu olan bir oyun ancak bazı sahnelerde seyircinin güldüğüne de şahit oluyoruz. Bunda hem metnin ironik anlar barındırmasının, hem de Fulya ablanın Gazanfer Özcan ekolünden gelmesinin etkisi büyük. Bildiğiniz gibi Gazanfer Özcan Türk Tiyatrosu'nun en büyük komedi ustalarından bir tanesi.

 

Neden Tebeşir İzi'ni sahneye koydunuz?

 

Ali Yalçıner: İlk başta da söylediğim gibi bizler toplumsal sorunları anlatan, derdi olan oyunları sahnelemeyi tercih ediyoruz. Bu konuda öyle... Yani Nazi Almanyası'nda yaşananlar dert değil de ne? Bizler bu oyunla o döneme bir nevi ışık tutmuş oluyoruz. Brecht'in de dediği gibi “karanlık zamanları anlatan şarkılar söylüyoruz”.

 

Aynı tiyatroda karı – koca olarak çalışmanın zorlukları var mı?

 

Ayşegül Yalçıner: Bu soruya Ali bey cevap versin...(Gülüşmeler)

 

Ali Yalçıner: Başka insanlar için vardır belki ancak bizim için yok. 14 yıldır birlikteyiz, Ayşegül hanım geçen ay çıktığı EGEATÜRK TV canlı yayınında bu konuya değinilmiş ve benim ne kadar iyi bir eş olduğuma vurgu yapmıştı. Ben de bu röportaj fırsatından istifade kendisini öveyim. (Gülüşmeler) Şaka bir tarafa uzun yıllar saygıyı ön planda tutarak, sevgi ile bir insana bağlandığınızda nerede çalıştığınızın bir önemi yok bence. Çünkü önce saygı, yani her anlammda ve her alanda saygı sizi bir süre sonra aynı biçimde ve aynı şeyleri düşünmeye yönlendiriyor. Bunu beceremeyenlere başarısız deniyor. Becerenler ise aşk ile hayatlarına devam ediyor.

 

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

 

Ayşegül Yalçıner: Geçen sene tam da bu zamanlarda MOR oyunumuzla İzmir seyircisiyle buluşmuştuk. Onlardan aldığımız enerji çok samimiydi. İzmir seyircisi gerçekten çok farklı. Tebeşir İzi oyunumuzda da bizleri bu enerjiden mahrum bırakmayacaklarını biliyor, 15 Mart akşamını sabırsızlıkla bekliyoruz. Bekle bizi İzmir, biz geliyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

İnci Elence İlter diğer köşe yazıları
 1  2  3  4  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 4 sayfa var.
Bu kategoride 31 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web