Denizli 27°C
01 Ekim 2020 - Perşembe
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Gülnaz Didin

BAŞKENT KLASİĞİ: ANKARA KALESİ

BAŞKENT KLASİĞİ: ANKARA KALESİ

                Başkentin gözde turistik mekânlarından olan Ankara Kalesi; manzarasıyla, tarihi dokusuyla, yöresel insanlarıyla en çok ziyaret edilen yerlerden biri. Tarihi ise kent tarihi kadar eski. M.Ö 280-274 yıllarında Balkanlar ve Batı Anadolu’yu yağmaladıktan sonra Ankara ve Yozgat çevresine yerleşen Galatlar döneminde, kalenin Ankara’daki varlığı bilinmekte ancak tam yapılış tarihi için kesin bir bilgi yok. Temel olarak iç ve dış kısımdan oluşan kale Anadolu’daki hâkimiyet mücadelesi sırasında çoğu kez tahrip olmuş, onarılmış ve eklemeler yapılmış. İç surlar 7.yy.da Bizanslılar tarafından inşa edilmiş. İç kalede açılan kapılardan birinin üzerinde İlhanlılara ait bir kitabe; kalenin kuzeybatısında ise Selçuklu hükümdarının yaptırdığı onarımları gösteren bir yazıt bulunmakta.

                Kaleye ulaşım merkezde yer alması nedeniyle çok kolay. Kentin farklı noktalarından otobüs ile ulaşım mümkün. Ayrıca Ankaray ile Kurtuluş durağında inip tarihi Hamamönü’nü ziyaret ederek de gidebilirsiniz. Tek sorun çok dik bir yokuşunun olması. Kaleye çıkış yolunda bu dik yokuşa tarihi Ankara evleri inşa edilmiş. Sağlı sollu olarak görebileceğiniz evler 2-3 katlı. Yani dar olan alandan maksimum fayda sağlanacak şekilde yapılmış. Şimdi bu evler çoğunlukla kafe, restoran, butik otel, antikacı ve hediyelik eşya dükkânı olarak kullanılıyor. Yokuşun ortalarına doğru sizi kalenin en güzel mekânlarından biri olan Gramofon Kafe karşılıyor. Nostalji sevenlerin uğrak mekânı olan bu kafe müzikleri, dekorasyon hatta menü kartlarına kadar tamamen seksenler-doksanlar konseptiyle dizayn edilmiş. Yine yokuş üzerinde bulunan Pirinç Han’a uğramadan olmaz. 2 katlı olan Hanın orta kısmında bir çeşme bulunuyor. Sakin ve nezih bir ortama sahip. Keyif çayınızı burada içebilirsiniz. Ahşap mimarisiyle dikkat çeken bu handa antika ve hediyelik eşya satan dükkânlar bulunmakta. Koleksiyon meraklısı biriyseniz burada aradığınız çoğu şeyi bulabilirsiniz.

Zorlu bir yokuşun ardından kalenin dış kapısına varmış bulunuyorsunuz. Kaleye girmeden sol tarafta Rahmi Koç Oyuncak Müzesi bulunuyor. Müzede çok sayıda oyuncakla birlikte; 1850’li yıllardan itibaren sanayide kullanılan araçlar, deniz, hava ve karayolu taşımacılığı tarihinde kullanılan nesneler sergilenmekte. Kaleye giremeden sol taraftan biraz aşağıya yürüdüğünüzde karşınıza bir müze daha çıkıyor: Anadolu Medeniyetler Müzesi. Müzede sergilenen eserler ve kalıntılar çağlara ayrılmış. Paleolitik Çağ, Kalkolitik Çağ, Eski Tunç Çağı, Asur Ticaret Kolonileri Çağı, Eski Hitit ve Hitit İmparatorluk Çağı, Frig Krallığı, Geç Hitit Krallığı ve Urartu Krallığı’na ait tarih sahnelerine şahit olabilirsiniz. Bu müzeleri ziyaret etmeden geçmeyin. Ayrıca Rahmi Koç Müzesinde müze kart geçmiyor ama Anadolu Medeniyetler Müzesinde geçiyor, bilginiz olsun.

Veee Kale’ye varmış bulunuyorsunuz. Dış kapıdan girdiğinizde yine sizi sağlı sollu dükkânlar karşılıyor. Buradan mısır alıp kaleye çıkmanızı tavsiye ederim, manzaraya karşı keyifli oluyor. Kaleye çıkışta Merdivenlerle karşılaşıyorsunuz ve merdiven sonunda iç kapıya ulaşıyorsunuz. İçeriye girdiğinizde sizi; oradaki gecekondularda yaşayan ve geçimini müzikle sağlayan sımsıcak insanlar karşılıyor. Küçücük çocukların çaldığı enstrümanları görünce şaşırmayın çünkü doğuştan gelen yeteneklerinin varlığına inanıyorum. Kale içindeki merdivenleri kullanıp kalenin en üst kısmına çıkabiliyorsunuz. Sonuç olarak muhteşem Ankara manzarası. Şehrin neredeyse tamamını buradan görebiliyorsunuz. Ancak kalenin etrafında herhangi bir güvenlik bariyeri bulunmuyor, bu nedenle dikkatli olmalısınız. İyi seyirler

Gülnaz Didin diğer köşe yazıları
 1  2  3  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 3 sayfa var.
Bu kategoride 24 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web