Denizli 11°C
18 Ocak 2019 - Cuma
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Cumhur Güner

Bak Şu Telefonun Yaptıklarına

Evden çıkarken bir sıkıntı oturdu içime –evet biliyorum cep telefonu yüzündendi, oğlum son model bir cep telefonu almamı istedi telefon benim maaşın bir buçuk katı, gel de al.-- tam asansörün düğmesine basmak üzereydim ki,  sekizinci kattan çağırdılar asansörü. Üff, içimdeki sıkıntı iyice büyüdü ne şans var ben de.  Şimdi işin yoksa asansörün gelmesini bekle. Sinirlendim biraz. Tabana kuvvet aşağıya ineceğim artık. Aşağıya inerken basamaklardan birini şaşırdım, sarsıldım, tökezledim. Yerçekimi kanunu iflas etmiş. Düşüyorum, düşüyordum…                                                                                               Alnımda,  lacivert bir göz açıldı.

Kocaman bir meşe ağacının dalından kopan yaprağın,  yere düşüşünü izlemekteyim. Öyle uzun ve estetik ki, yere doğru salına, salına, kavisler yapıyor. Önce sola, sonra hoop sağa. Bir parça  aşağıya, ansızın yukarıya. Derken yeniden aşağıya, küçük, küçük spiral daireler oluşturarak…

Kendimi,  zeytin ağacı olarak gördüm. Bir dağ sırtında,  çam   ağaçlarının içinde. Yapraklarımız yapraklarımıza,  değiyor. O kadar yakınız.

Çamın yanındaki zeytin ağacının kozalak özlemi vardı, zakkumların yanındaki söğüt ise susuzluk çekiyordu.

Çam ağaçlarının ardındaki deniz bir görünüp bir kayboldu. Yarı çıplak bir kadın heykeli gibiydi, hep daha fazlasını vaat ediyordu ama dalların arasından eğilmekle lacivert in daha fazla gözükmesine izin vermiyordu.

İlk hatırladıklarım bunlardı. Merdivenden inerken düşmem, alnımda bir göz açılması ve diz kapaklarımın sıyrıkları.

Ardından pamuk tarlasın da çapa yapan bir genç oldum, on beş yaşıma bürünerek sevdiğim ilk kıza şarkılar söylemeye başladım.

Birbirlerini çok seven iki eşin ölünce ayrı,  mezarlara gömülmesini izledim. Gündüzü daha berrak, geceyi daha yıldızlı gördüm. Deniz kenarında gezinirken çıplak ayakla yürümeyi denizyıldızına dokunmamı izledim. Sonra bağ’ın içine girdim. Üzüm salkımlarını koparmadan kana kana üzüm yedim.

Sonra nane, kekik ve ıhlamur topladım. Hepsini anneme verdim. Tepemde sarkan üzüm salkımlarına kadeh kaldırdım, ağustos böceklerinin orkestrasına katıldım, şarkılar söyledim. Sonra kekik ve nanenin kokusunu içime çektim. Yufka ekmekle çökelek yedim, çay içtim.

Sonra alnımda açılan lacivert göz kapandı…

Gözlerimi açtım. Bizim binanın kapıcısı yanı başımda bana bakıyordu. Yüzüme su tuttu.

Üzerimde bir hafiflik, nedensiz bir neşe oluştu birden.

Evet bütün bunlar cep telefonu yüzünden eğer o cep telefonunu alırsam böyle rüyalar göremeyeceğim bir daha. Tamam.  Bende  o cep telefonunu almam  artık…

Cumhur Güner diğer köşe yazıları
EMEKLİ ve MEMUR2019-01-07 11:26:31
Küçük Kovboy 2018-01-24 08:21:33
Sait Faik’i Anlamak 2017-11-25 05:39:18
Küçük Kovboy 2017-11-23 07:08:19
Otobüste Taciz2017-10-17 07:30:50
İstenmeye Damat!2017-10-13 07:47:36
İstenmeyen Damat!2017-10-12 08:29:37

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web