Denizli 26°C
27 Ekim 2020 - Salı
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Nilüfer Bekçi

BAĞIMLILIK

Merhaba sevgili okurlarım.

Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’nun açıklamasından Denizli’mizin Türkiye’de eroin kullanımında birinci olduğunu öğrenmiş ve çok üzülmüştüm.

Dün gece Ben Is Back (Eve Dönüş) adlı bir film izledim. Bu filmde gördüklerim bu açıklamanın üzerine iyice düşünmeme neden oldu. Film, bir merkezde tedavi görmekte olan madde bağımlısı bir gencin evine dönüşünde yaşananları anlatıyor. Görüldüğü üzere bir kez bağımlı olunca kurtulmak gerçekten neredeyse imkânsız. Ve sorun sadece madde kullanmakla kalmıyor. Bağımlı olan kişi, madde alacak parayı bulabilmek için her türlü yola başvuruyor. Hırsızlık yapıyor, torbacılık yapıyor, hatta fuhuşa ve çarpık ilişkilere sürükleniyor. Sonu da çoğunlukla ya intihar amaçlı ya da bilinçsiz aşırı doz kullanımı ve ölüm oluyor.

Ne yazık ki madde kullanımına başlama yaşının gittikçe küçüldüğü de bilinen bir gerçek. Torbacılar artık ilkokulların kapılarında bekleyip çocuklarımızın aklını çelmeye çalışıyorlar.

Bu konuda ebeveynlerimize çok iş düşüyor. İzlediğim film bana asla körü körüne güvenmemeyi öğretti. Yanlış anlaşılmasın, tabii ki çocuklarımıza güveneceğiz ve onlara bunu hissettireceğiz. Ama kesinlikle “benim çocuğum yapmaz” demeyin. Unutmayalım ki uyuşturucu batağına her çocuk düşebilir. Bu tuzaktan onları korumak için ilişkimizi son derece sıcak ve yakın tutmalı, arkadaşlarını ve ailelerini iyi tanımalı, ne zaman, kimlerle nerde olduğunu, ne kadar parası olduğunu ve nereye harcadığını mutlaka takip etmeliyiz. Eğer küçük yaşlardaysa okuldan mümkünse kendimiz ya da bir yakınımız alalım ya da servise verelim; böylece tanımadığı kişilerle iletişim kurmasına engel olalım. Ama bence en önemlisi, onlara ne yaparlarsa yapsınlar yanlarında olacağımızı hissettirmemiz, bize her şeyi açıkça anlatmalarını sağlamamız. Böylece yanlarına arkadaşça yaklaşıp onlara bilmedikleri bir maddeyi kullanmalarını tavsiye eden kişilerden haberdar olmuş oluruz.

Öğretmenleri ile de sürekli iletişim halinde olmalıyız.

Bunların yanında fiziksel belirtileri de öğrenmeli ve bunların olup olmadığını da takip etmeliyiz. Örneğin ani ve aşırı kilo kaybında, dudaklarda ve göz çevresinde oluşan morluklarda şüpheci olmalıyız.

Sosyal ilişkilerinin bozulması, çocuğun içe kapanması ya da beklenmedik davranışlarda bulunması da bir soru işareti oluşturmalı.

Ama en önemlisi işler bu boyuta gelmeden engellenmesi yani çocuklarımızın bu madde ya da maddelerle hiç tanışmaması. Bunu için de onları yaşlarına göre en uygun şekilde bilinçlendirmemiz gerekmekte. Bu konuda da uzmanlardan yardım alabiliriz.

Hiç kimsenin bu sorunu yaşamaması dileği ile…  

Nilüfer Bekçi diğer köşe yazıları
DOĞA VE DOĞAL2020-10-22 11:43:28
KIRK YAMA 2020-10-08 09:40:18
CORONA SALGININDA YAZ2020-10-01 09:51:16
SORUMLULUK2020-07-02 06:39:47
DOKTORALI İŞSİZLER2020-06-25 07:47:23
ÇEVREMİZİ TANIMAK2020-06-11 07:38:30
CENTRAL PARK BEŞLİSİ2020-06-04 08:01:48
DAHİ PADİŞAH2020-05-28 08:23:38
BAYRAM2020-05-21 07:39:25
 1  2  3  4  5  6  7  ...  11  12  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 12 sayfa var.
Bu kategoride 115 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web