Denizli 32°C
19 Eylül 2020 - Cumartesi
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Saliha  Dervişoğulları

ANNE VE ÇOCUK

ANNE VE ÇOCUK Anne olmak öyle kolay bir şey değildir.Bunu anne olanlar çok iyi bilir.Çocuğunuzu büyütürken ister istemez aralıksız savaşıyorsunuz.Çocuğunuz ağladığı zaman hemen onun yanına koşarsınız,onu avutur ve onun için bir şeyler yapmaya çalışırsınız.Mesela hasta olduğun da bütün gününüzü başka bir iş yapmakla değil,sadece onunla geçirmek istersiniz.Kucağınıza alıp gezdirmek,çeşitli oyunlarla avutmak, temizleyip kundaklayarak bütün vaktinizi ona harcarsınız. Çocuğunuz için hayata geliş ile birlikte her şey yenidir.Onun aklını asla küçümsemeyin.O her gün binlerce yeni şey görmekte ve onu aklına(belleğine )kaydetmektedir.Örneğin:kendi ayağı bile ona çok ilginç gelebilir.Onu bir oyuncak gibi seyreder,ağzına bile götürebilmek için uzun mücadeleler verir ve çoğunda da başarılı olur.Zaman geçtikçe,bu cambazlıklara hep yenileri eklenir.Aydınlık, karanlık ve onun duyduğu çeşitli sesler,mimikler,banyo yapma,yeme içme yeni yeni öğrenilen şeyler arasına katılır.Çocuğumuzun hayatında bu sıfırdan başlayan öğrenme macerası bizlere şaşkınlık verebilecek yoğunlukta olur. Çocukla gereğinden fazla ilgilenmek iyi değildir.Çocuk bunu fırsat bildiği için elbet sizden intikam almakta gecikmez.Haşarı ve yaramaz olmaya eğilimlidir.Küçük bir ağlamayla yatağının yanına herkesi toplamayı çok iyi bilir.İstediğini yaptırıncaya kadar da bu durumu sürdürür. Kendi kendine uğraşma mutluluğunu yavaş yavaş unutur ve herkesi kendine mecbur bir hale getirir bu ufak yaramazlar. Çocuklar yalnız kalmayı,kendi başlarına oyun oynamayı bilmelidir.Eğer anne,baba veya bakıcılar çocuğun uyanık olduğu her an,onunla oynamaya kalkarsa yanlış yapmış olur. Bu tür çocuklar büyüdüklerinde ruhsal problemleriyle birlikte hayata uyum sağlama da zorlanabilirler.Belki sizler de sürekli annelerini yanlarında görmek isteyen o çocuklardan çok görmüşsünüzdür. “Anne ne yapmalıyım?Anne beni tek başıma bırakma’’diyerek annelerinin hep yanlarında olduğunu bilmek isterler.Boş zamanları onlar için aşılması güç bir sorun olacaktır.Çocuklarımıza verebileceğimiz en önemli hediyenin kendi kendine kalma,yani hürriyet olduğunu söylemek isterim. Bu hürriyet,tam bir bağımsızlık olarak anlaşılmamalı.Onun kendi kendini tanıma,etrafını yorumlama,kişiliğini geliştirme yönünde alacağı kararlara yardımcı bir hürriyettir. Baştan sona kadar bu eğitim kuralları içinde geçirilecek bu evre,sürekli annesinin eteğine yapışıp büyümeye çalışan çocukların tersine daha anlamlı ve onlar için daha verimli olacaktır. Bilirsiniz sizde yine öyle gençler vardır ki,hayatının her döneminde telaşlı ve kararsızdırlar.Sürekli bir dosta ihtiyaç duyarlar,kendilerine her söyleneni ciddiye alırlar ve ona göre hareket ederler.Bu tür gençler kendi kendilerine hareket edemezler ve kalplerinin sesine kulak vermekten bile acizdirler. İlkokula gitmeyen başlayan çocukların bazılarına denk geldiyseniz, emzikemen vazgeçmediği süt şişesini arayan, annelerinin ellerini bırakamayan çocuklar vardır. Sizler de, çocuğunuzu daha hayatının başlangıcında rahat olmaya alıştırın. Onların hayal dünyası, yaşadıklarıdış gerçekle hiçbir zaman bağlantılı değildir. Bırakın varsın o, kendi mutlu ve küçük dünyasında yeni şeyleri keşfetmek için beynini yorsun. Çocuk kendine olan güveni, besini ve sağlıklı hali kazanabilmeli. Bütün bunları anne olarak zaten siz sağlıyorsunuz. Eğer yan öğelerle bahsettiğim şeyleridesteklerseniz, çocuk kendi kendini daha çabuk bulacaktır. Bütüninsanlarda, birbiriniyönetme, tahakküm altına alma hırsı yaradılış gereği vardır. Anneler de de işte bu yönetme isteği, sürekli zayıf bir direnç gösteren yere yönelir. Çocuk da ilk hükmetme zevkini annesinde tatmış olur. Bu tür bir hırsa kapılmış olan çocukların gerçek hayata uyum sağlamalarının ne kadar zor olduğunu tahmin edersiniz. Bazı anneler “Ben çocuğumun geleceğini iyice garanti altına almak istiyorum. Şimdi eğitim zamanı değil, Bu kadar küçük çocuk eğitimden ne anlar? Ben daha sonra onu terbiye ederim” diye de düşünebilir. Eğitimin yaşı yoktur. Çocuk bu dönemde rahat bir hayat yaşamış olabilir,anneside durumdan memnun olabilir ancak sonu hiç de tatlı olmaz bu davranışın. Zorluklarla karşılaştığında, hepimizde olduğu gibi çocukta da bir özlem başlar. ’Keşke çocukluğuma dönebilseydim’ ’der ama iş işten geçmiştir. Çocuk düşünceden yoksun değildir. Çocuklar anne ve baba kavgalarında hemen ağlar, Size en önemli tavsiyem çocuklarınızın yanında tartışmayın. Kavga olduğunda çocuklar bundan çok etkilenir. Çocuk çok ciddi bir gözlemcidir. Kimin kendisi hakkında ne düşündüğünü çözebilecek kadar zekidir. Kimin çocukları sevdiğini, kime naz geçirmenin mümkün olduğunu, kime daha fazla hükmedilebileceğini çok iyi bilir. Bazı anneler kendini tırmalayan çocuğa dersini vermek için eline bir tokat vurmanın bir ders olacağını sanır. Tokadın acısını duyar da, bundan vazgeçerder. Tokatla eğitim kuralı öğretilmez. Çocuğu dövmenin vahşi bir davranış olduğunu kabullenin. Sebep her ne olursa olsun, bundan kesinlikle kaçınmalısınız.Korkutmak için asla hiçbir çocuk dövülmez .Çocuğa ceza vermeden onu eğiten o annelere ne mutlu! Cezanın bir insanı doğru yola döndürdüğü görülmüş değildir. Dayak da öyle, hatta insan hayatında onarılmaz yaralar bırakabilir. Üstelik korkudan başka da bir işe yaramaz. Ceza vererek uygulanmaya çalışılan terbiye de korku temellidir. Oysa terbiyenin asıl araçları Sevgi, sabırve her konuda çocuğa örnek olmaktır. İnsanlığa faydalı çocuklar yetiştirmemiz dileğimle sevgiyle kalın.
Saliha Dervişoğulları diğer köşe yazıları
HAYATIN KANUNU 2020-09-17 11:21:25
YAŞLILIK (2)2020-08-26 11:09:01
YAŞLILIK2020-08-25 11:44:51
KADINLARIMIZ 2020-08-20 10:20:26
ALDATMAK 2020-08-13 11:19:51
YOĞURT DEYİP GEÇME2020-07-21 09:44:35
DUYARLI OLMAK 2020-07-20 13:05:28
 1  2  3  4  5  6  7  ...  16  17  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 17 sayfa var.
Bu kategoride 164 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web