Denizli 39°C
06 Temmuz 2020 - Pazartesi
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Saliha  Dervişoğulları

ANNE OLMAK

Önce karnımızda küçücük bir can taşıyoruz. Karnımız da var olmasıyla hayat bulan doğum ile başlayarak, kucağımıza aldığımız ve bizimle ölüme kadar yaşayacak olan tatlı mucizedir yavrularımızın dünyaya gelişi. O minicik bedenleri ile, küçücük yüreklerimizin güzel mis kokulu çiçekleri gibidir çocuklarımız. Asla ömür boyu vazgeçilmez büyük sevgi paylaşılmaz büyük bir bağlılık ve ölçüsüz tutkunun adı, bir annenin dünyaya getirdiği bebeği için duyduğu mutluluktur.

Anne olmak adına ne yazarsam yazayım kelimeler hep yetersiz kalır. Rabbimin bizlere verdiği en büyük hediye, evlatlarımızın doğması ve bizim de annelik tadını, hiçbir duyguya değiş emeceğimiz bir canı kucaklamaktır. Anneler merhametin, acıların, sabırların ve koruma iç güdüsü ile doğan evlatlarını sahiplenir. Bu sevgi anlatılmaz ancak yaşanır. Doğan bebeğinin gözlerin de minnacık ellerinde, onun tatlı konuşmaları ile hayatın anlamı farklılaşır. Duygu denizimizde en büyük limandır insanın evladı.  Bakımı ne kadar zor olsa da bir tatlı gülüşü ile tüm yorgunluğunu unutursun. Hayat ışığıdır gün yüzü, mutluluğumuzun   yaşam sevincidir yavrularımız.

Anne olmak, bebeğinin ilk dişini saklamak, ilk kesilen saçına sahip çıkmak, ilk gülüşünü yakalama, ilk adımını görme, anne sesini duyduğunda lokmalar dağıtmaktır. Her gece yanında, koynuna alıp o sıcak teninde uyutmak, saçlarını severek tatlı tatlı okşamaktır anne olmak. Ona sımsıkı sarılır içine, yüreğine sokmak istersin, varlığı için Yaradan’a her zaman el açıp şükredersin.

Doğum anı ölüm anı gibidir. Can bedeninden çıkacak gibi olur. Dua edersin yavrunun sağ salim kucağına alabilmek için, kendinden vazgeçer onun sesini duymayı istersin. Tek evladım olan kızım Duygu’yu dünyaya getirdiğimde en büyük sevginin Anne ve evlat sevgisi olduğunu anladım. Doktorum bana “Kız mı yoksa erkek mi vereyim?” diye sordu. Bebeği saklayarak. Bende ona gülümseyerek “Benim ilk çocuğum hangisi olursa olsun o benim” demiştim hiç unutmuyorum.

Bebeğimin yaptığı yaramazlık hiç batmadı gözüme, “çocuktur doğası gereği yapacaktır” diye düşünürdüm ve Anne olduktan sonra tüm çocuklar sanki benim çocuğum gibi geldi gözüme. Yolda bir çocuk düşse koşardım kaldırmaya, ağlasa yanına varır saçını okşar “Neyin var çocuğum?” diye sorardım. Çocukların canı yansa, benim de canım yanar gibi olurdu. Çünkü ben de Anneydim.

Annelik içgüdüsü ile Aşk ile bağlandım çocuklara, Sonsuz fedakârlık ve sevgi ile büyüttüm dünyaya getirmiş olduğum bebeğimi. Bana öğrenmek için defalarca soru sorar, bende yeni sorduğu soruymuş gibi her defasında tekrar tekrar anlatırdım hiç bıkmadan. İlk ne diyecek diye merakla beklerken (ANNE demesini, onun ise bana ilk sözü (AYDEDE) olmuştu ilk gün gibi aklımdadır.

Hastalandığında gecem gündüzüm birbirine dolanır uyku girmezdi gözlerime, bir şey olmasın diye can ile baş ile savaşırdım. Gözlerindeki bir damla yaşa yüreğim yanar çünkü, kıyamazdım. Büyüdüğünü hiçbir zaman kabullenemedim çünkü o benim  hep mini minnacık yavrum gibidir gözünde ,böyle bir şeydir Anne olmak.

Tüm Annelerin “Anneler gününü” kutluyorum. Ahiret hayatına göçmüş olan annelerimizi de rahmet ile anıyorum Mekanları cennet olsun. Sevgi ile kalın hoşça kalın.

Saliha Dervişoğulları diğer köşe yazıları
ÇOCUK İLETİŞİMİ 2020-06-16 06:35:07
TÜRBELERE ADAK ADAMAK2020-06-09 08:55:16
DENGE HAYATI 2020-05-14 08:36:40
 1  2  3  4  5  6  7  ...  15  16  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 16 sayfa var.
Bu kategoride 153 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web