Denizli 31°C
15 Ekim 2019 - Salı
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
METİN ALKAN

ANA VE BABANIN RIZASI ALLAH CC RIZASIDIR

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla Cenab–ı Hak, kendisine ibadetten sonra ikinci derecede anne ve babasına hürmetkâr davranılmasını emrediyor. Yavruları için hiçbir fedakârlığı esirgemeyen anne ve babasına karşı gereken teşekkürü yerine getirmeyen bir kimseden diğer insanlara saygı göstermesi de beklenemez.

Efendimiz (sas), “Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın gadabı anne ve babanın gadabındadır.”(Tirmîzî, Birr, 3.) buyurarak çok önemli bir noktaya dikkat çekiyor. Cenab–ı Hak, Nisa Suresi 36’ıncı ayette anne– baba hakkının yerini kendi hakkından sonraya koyuyor ki, bu evlatlar için yeterince açıklayıcı olsa gerek: “Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya–babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolda kalmışa, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.” Bir kişinin size yaptığı en küçük bir iyiliğe teşekkürle karşılık vermeniz, onun iyilikleri artırmasını sağlayacaktır. Zor giden işin bir safhasında edilen içten bir teşekkür, işin daha iyi gitmesi için, dinî yönden de hukuki yönden de cezası olmayan güzel bir ‘rüşvet’ (!) gibidir. Teşekkür iyilikleri artırır. Hiç karşılık vermediğimiz bir iyilik daha sonra aynı şartlar altında tekrar yapılmayacaktır. Nimetin artırılması şükre, yani teşekküre bağlanmıştır. Zira Allah teala bir ayette “Eğer şükrederseniz, Ben nimetlerimi daha da artırırım…” (İbrahim, 14/7) buyurmaktadır. Allah, şükredene nimet ve ihsanlarını artırdığı gibi, insanlar da teşekkürle karşılık verene farklı yaklaşmaktadır. Nankör kelimesinin kullanıldığı insanlar nimetleri göremeyen insanlardır. İnsanın vazifesi, Efendimiz'in bir hadisinde de ifade edildiği gibi, musibet yönünden kendinden daha fazla sıkıntısı olana bakmak ve şükretmektir. Refah ve zenginlik yönünden de şükredebilmek için kendinden daha zor durumda olanlara bakmak insana Allah’ın kendisine olan nimetlerini kavrama adına engin bir ufuk açacaktır.

Allah Teala Kuran-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır: "Rabbinizden olan mağfirete ve eni, göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakîler için hazırlanmıştır." (Al-i İmran, 3/133) Bu ayete göre mağfiret ve Cennet, bir müminin hedefidir. Dolayısıyla bunlara ulaşmak için var gücüyle çalışmalıdır. Başka bir ayette ise hedefler; Allahın rahmeti, rızası ve yine cennet olarak gösterilmiştir: "Rab'leri, onları kendi katından bir rahmet, bir rıza ve bir cennetle müjdeler ki o cennette onlar için bitmez tükenmez nimetler vardır." (Tevbe, 9/21) Bir başka ayette ise Allah Teala hedeflerin en büyüğünün kendi rızası olduğunu ilan etmektedir. O şöyle buyurmaktadır: "Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara, içinde ebedî kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vâdetti. Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte büyük kurtuluş da budur." (Tevbe, 9/72) Sonuç olarak bunların hepsi birbirine bağlıdır. Cennet için çalışan zaten Allahın rızasını kazanmak için çalışmaktadır. Allahın rızasını kazanmak için çalışan da hem onun rahmetini hem de cennetini kazanmak için çalışmaktadır. Fakat elbette ki bu hedeflerin en büyüğü, en yücesi Allahın rızasını kazanmaktır. Allah CC ın selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.

METİN ALKAN diğer köşe yazıları
 1  2  3  4  5  6  7  ...  14  15  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 15 sayfa var.
Bu kategoride 147 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web