Denizli 32°C
19 Eylül 2020 - Cumartesi
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Nilüfer Bekçi

30 YIL

 

1988 21 Kasımıydı. Sınıf arkadasım Feryal ayağını incitmişti." Tıp fakültesinde arkadaşım var, ona gidelim de baktırıversin " dedi. Bahsettiği kişi Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları bölümünde çiçeği burnunda bir asistandı. Öğrencilik yıllarında kendisiyle aynı yurtta kalan ortak bir arkadaşları aracılığı ile tanışmışlardı.Birlike gittik. O'nu ilk o Zaman gördüm. Beni şöyle bir alıcı gözle süzmesine sinir olmuştum.Tabii birkaç gün önce Feryal'le sohbet sırasında aralarında şöyle bir diyalog geçtiğinden haberim yoktu:

Feryal: Ee artık ihtisas da başladı. Sıra evlilikte

O:       Senin gibi Diş hekimliğinden güzel,akıllı,kibar, hoş bir kız bulsam evlenirim hemen. 

Feryal o sıralar O'nun en yakın arkadaşıyla çıktığı için bu sözlerin kendisi için söylenmediğinin farkındaydı. Ama bu konuşmadan birkaç gün sonra yanına benimle gitmesi O'na Feryal'in kendisine kız arkadaş ayarladığını düşündürmüştü. Onu beklerken merdivenlere oturmuştuk. O da buna sinir olduğunu bana çok sonradan söyleyecekti. Biz o gün tanıştık.

Bir süre birbirimizi görmedik. Bana Tıp fakültesinden cerrahi notları lazım olunca gene Feryal devreye girdi ve O'nun notlarını benim için istedi. Defterle işim bitince geri vermek için randevulaştık. İkinci görüşmemiz o gündü ve çok kısaydı. Daha sonra bir gün arkadaşıyla birlikte ikimizi okul çıkışımızda almak istediklerini söylemişler Feryal'e. Fakültenin önünden kalkan servise binmeyip onları bekledik.Gelmediler. Arkadaşının işi bitmemiş hastanede. O zaman cep telefonları yok ki haber verebilsinler...Bornova'nın merkezindeki durağa kadar yürümek zorunda kaldık. Ben çok sinirlenmiştim. Bu haber gene Feryal aracılığı ile ona ulaşmıştı. Okula gelip özür dileyeceğini söylemiş. Hiç umurumda olmamıştı. Ama ikinci gün okul çıkışı merdivenden inerken karşımda O'nu o gün için özel seçildiği belli olan takım elbisesi içinde görünce içimde bir şeyler hopladı. Gerçekten elinde çiçekle özürünü diledi ve gene üçümüz dolmuş duraklarına yürüdük. Önce Feryal bindi dolmuşa. Ben tam binecekken uzanıp kolumu tuttu ve "Sen nereye" dedi. Kalakaldım. Nedenini nasılını hala bilmiyorum sadece dolmuşun içindeki Feryal'le birbirimize el salladığımızı hatırlıyorum.

O gün bir pastaneye oturup uzun uzun konuştuk. Tavrından,rahatlığından, doğallığından çok etkilenmiştim. Hoşlanmıştım ondan. Ne var ki geldiğimiz çevreler çok farklıydı. Yetişme ortamımız, aldığımız görgü ve terbiye, ailelerimizin sosyokültürel ve ekonomik durumları hiç uyuşmuyordu. Bu yüzden bana tekrar çıkmayı teklif ettiğinde biraz tereddütlü kabul ettim. Feryal bir gece boyunca süren telkinleri ile kafamı şişirmese belki hiç kabul etmeyecektim. 30 yıldır devam eden birlikteliğimizin temeli o zorla kabul ettirildiğim ikinci buluşmamızda atıldı.

El ele vererek bütün uyumsuzlukları, bütün engelleri aştık. Nikah kıyılınca çiftler birbirini öper ya...İşte o beni öptükten sonra sıkı sıkı sarıldı. Aynı şeyi evimizde yalnız kalınca da yaptı. Ve bir daha hiç bırakmadı. Ne zaman tökezlesem arkamda buldum,ona yaslandım düşmedim.Her zaman yanımda durdu hiç karşımda olmadı. Her konuda, herkese karşı.Farklı hissettiğim zamanlar oldu anlık olarak bir öfke veya alınganlıkla ama geriye dönüp büyük resme baktığımda anlattığım gibi olduğunu görüyorum.

Bu gün evliliğimizin 27 yıldönümü.Tanışmamızın 30. yıldönümüne ise sadece 2.5 ay var. Acısıyla tatlısıyla zorluklarıyla geçen bu 30 yılda elbetteki çatışmalarımız oldu ama bir kez olsun beni kasıtlı olarak kırdığı olmadı. Ben de hiç kalıcı şekilde kırılmadım. Hiç bir zaman küsmedim. Küsemedim. Birbirimize sevgimiz hiç bitmedi saygımızı ise hiç yitirmedik. İlk çocuğumuzun doğumunda ana baba olmanın heyecanını birlikte yaşadık. Yanımda elimi tutuyor, gözlerimin içine bakıyordu doğum sırasında; ikinci oğlumuzda da aynı şey oldu; bakışlarımızla konuşuyorduk. Kızımız sezeryanla doğacağı için yaşadığı korkuyu "uyutulduğunda seni uçakla çok uzak bir yere göndermiş gibi oldum,öylece kalakaldım" diye ifade etmişti.Evimizi birlikte planladık.Birlikte döşedik.Kitap yazmaya karar verdiğimde en yakın destekçim oldu. Kitabı elimize aldığımızda bana sarılışı, gurula bakışı hep gözümüm önünde. En anlaşmazlığa düştüğümüz zamanlarda bile ayrılık düşüncesi ciddi olarak aklımızdan geçmedi. Şimdi hemen bitiveren evliliklere, hiç sabır göstermeyip boşanıveren yeni evli gençlere bakıyorum da gerçekten şaşırıyorum. Boşanma oranı %40.Gençlere tek söyleyebileceğim birbirlerine karşı anlayışlı ve sabırlı olmaları. Çiftlerin herbiri olaylara diğerinin penceresinden bakmayı başarabilince zaten sorun çözülüyor.

Bugün için Balkan'lar 2 yazım hazırdı ama evlilik yıldönümümüzde köşemi sevgili eşim Şener'e armağan etmek istedim. Bunun için anlayışınıza sığınıyorum. Yazımı bizimle birlikte bütün evliliklerin ömür boyu Mutlu devam etmesini dileyerek noktalıyorum. Mutlu yıllar Şener. 

 

Nilüfer Bekçi diğer köşe yazıları
SORUMLULUK2020-07-02 06:39:47
DOKTORALI İŞSİZLER2020-06-25 07:47:23
ÇEVREMİZİ TANIMAK2020-06-11 07:38:30
CENTRAL PARK BEŞLİSİ2020-06-04 08:01:48
DAHİ PADİŞAH2020-05-28 08:23:38
BAYRAM2020-05-21 07:39:25
ÖZLEM2020-05-14 10:02:19
BEN ANNEYİM2020-05-07 07:44:17
RAMAZAN VE 1MAYIS2020-04-30 08:17:14
 1  2  3  4  5  6  7  ...  11  12  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 12 sayfa var.
Bu kategoride 111 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web