Denizli 29°C
16 Eylül 2019 - Pazartesi
Yazar hakkında | Tüm köşe yazıları
Mehmet  Akdağoğlu

23 NİSANLAR

Dün bir milli bayramımızı daha sevinç ve gururla kutladık. Gururluyuz çünkü; hür ve bağımsız bir ülkede yaşıyoruz. Sevinçliyiz çünkü; dünyada çocuk bayramı olan tek ülke biziz. Bizim çocuklarımızdan başka bayramı olan çocuk yok. Bugünün küçüklerinin yarının büyükleri olduğunu bilen Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış tarihi olan 23 Nisan 1920'nin yıldönümlerini Türk çocuklarına bayram olarak armağan etmiştir.

            İşte dün olduğu gibi her 23 Nisanlarda tüm yurtta gurur ve sevinçle bu bayramı kutladık. Ama sanki bizim çocukluğumuzdaki kadar mutluluk verici olmuyor sanki. Hatırlıyorum da biz  başka bir aşk ve şevkle kutlardık bayramları. Mesela hiçbir çocuk bayram şiirini kağıttan okumazdı. Birçok kutlamada mikrofonumuz da yoktu. Günler öncesinden ezberlediğimiz bayram şiirlerini bağıra bağıra okurduk. O kadar iyi ezberlemişiz ki bugün bile aynı şevkle okuyabilirim birçoğunu.

            Hele bir şiiri o kadar iyi biliyorum ki onu unutmam asla mümkün değil. Çünkü o şiirden ötürü güzel bir dayak yemiştim. Ben birinci sınıfa giderken komşumuzun kızı Hacer beşinci sınıfa gidiyordu. Komşumuz olunca da okula birlikte gidip geliyorduk. Okul ile evimizin arası da yaklaşık yarım saat kadar sürüyordu. Bayram yaklaşırken Hacer abla başlardı şiirini bağıra bağıra okumaya. Altı kıtalı "Bu Vatan Kimin?" adlı şiirini ezberlemeye çalışıyordu. Bu arada o, okurken ben de boş durmuyordum tabii ki. Farkında olmadan ben de ezberlemiştim şiiri. Bayramın bir gün öncesi okulda şiir seçmeleri vardı. Öğretmenime ben de şiir okumak istediğimi söyledim. Önce benim öğretmenim sonra da diğer öğretmenler beni dinlediler. Çok güzel okumuş olacağım ki bu şiiri bana verdiler. Okul çıkışı ise Hacer abladan güzel bir dayak yedim elbette. Çünkü onun günlerce çalışıp ezberlediği şiir bana verilmiş, onun emekleri boşa gitmişti. Artık okula da birlikte gidip gelemeyecektik. Neyse ki o yıllarda okullar 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın ardından yaz tatiline giriyordu zaten.

            Bir bayram ve şiir anımı daha anlatmak istiyorum. Yine bir milli bayramda şiir okuyacaktım. Bizim köyde bir adet vardı o zamanlar. Bayram yerinde herkes yiyecek bir şeyler dağıtırdı. Bir amca birer topak şeker vermişti. Tam şekeri ağzıma attığım sırada ismim anons ediliverdi. Şiirlerimizi köy meydanındaki kuyunun üstüne çıkarak okurduk. Yani kürsü orasıydı. Çıktım kürsüye ama ağzımda şeker vardı. Önce onu yedim afiyetle, ardından da neredeyse her kelimeden sonra yutkunarak şiirimi bitirdim. Seyirciden kahkahalar arasında iti bir alkış almıştım.

            O günlerle ilgili hatırlayınca canımı sıkan bir şey var. Köyümüz belediyelik olunca 27 Mayısları da bayram yapar olmuştuk. 1960 ihtilalinin yıldönümüydü 27 Mayıs. Ülkede darbe olmuş, başbakan ve bakanlar idam edilmiş sanki iyi bir şey yapılmış gibi bir de bayram ilan edilmişti. Bizim çocuk aklımız pek ermiyordu elbette bayram yapıyorduk. Şiirler okuyor, marşlar söylüyorduk. Şimdi düşünüyorum da bu neyin bayramıymış böyle?

            Bir bayram anısı daha. Yıl 1984 günlerden 23 Nisan. Tek öğretmenli, 87 öğrencili bir ilkokulun bahçesi. Günlerdir hazırlandığımız bayramımızı kutlayacağız. Öğrencilerimle flütler çalarak, marşlar söyleyerek köyün içini dolaştıktan sonra okul bahçesine geldik. Fakat bir terslik var. Hiç bayram izlemeye gelen yok. Başladık bayram programına ama ne gelen var ne giden. Öğrencilerimden biraz aklı başında olanlara sordum. "Anne babanız gelmeyecek mi?" "Hayır" cevabını alınca çok gücüme gitti. Artık bizim bayram sevinç yerine üzüntüye dönmüştü benim için.

            Birden aklıma bir şey geldi. Köylüler halay çekmeyi çok seviyorlardı. Öğrencilerimin oynaması için getirttiğim büyük altı pille çalışan kasetçaları çalıştırdım. Öğrenciler başladılar halaya. Gören geldi, duyan geldi. Köyümüzdeki şeker dağıtma adeti aklıma geldi gidip evden getirdiğim şekerleri de küçüklere dağıttım. Az da olsa bayram bayrama benzedi. Sonraki yıllarda da köylüler gittikçe kalabalıklaştılar. Sonradan öğrendim ki bu köylerde bayramlar hiç kutlanmazmış. İnşallah bugünlerde kutlanmaya devam ediliyordur.

            Niçin bayram yaptığını bilen çocuklarla nice milli bayramlara inşallah.

 

Mehmet Akdağoğlu diğer köşe yazıları
HOBİ BAHÇELERİ2019-05-21 11:27:03
SABRETMEK2019-05-14 12:13:13
ANILARLA RAMAZAN2019-05-07 09:31:27
KÖYLÜ - ŞEHİRLİ2019-04-29 14:11:03
TARIM MEVSİMİ2019-04-02 12:46:09
OKUMAK ÜZERİNE2019-03-26 09:54:44
EVLİLİKLENME MEVSİMİ2019-03-19 09:58:14
EĞİTİM ŞART2019-03-13 11:26:22
 1  2  ›  ›› 
Şuan 1 sayfadasınız, toplam 2 sayfa var.
Bu kategoride 15 adet içerik var.

Bu yazıları okudunuz mu ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web