Denizli 21°C
21 Ekim 2020 - Çarşamba
TÜRKİYE’DE HER 5 ERKEKTEN 1’İ VE HER 5 KADINDAN 2’Sİ OBEZİTE HASTASI

Özellikle pandemi döneminde insanlar günlük aktivitelerini gerçekleştiremediği için evin içerisinde hareketsiz kalmak zorunda kaldılar. Bu durum beraberinde birçok hastalığın oluşmasına sebep oldu. Bunlardan en önemlisi ise obezite oldu.

Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi durumu olarak tanımlanıyor. Obezite, tedavi edilmediği takdirde yol açtığı sağlık sorunları ile beklenen yaşam ömrünü 10 ile 15 yıl arasında kısaltıyor. Türkiye’de her 5 erkekten 1’i ve her 5 kadından 2’si obezite hastası olarak biliniyor.

OBEZİTE OLDUĞUNUZU NASIL ANLARSINIZ?

Bir insanın obezite olduğunun nasıl anlaşılacağını belirten Özel Denizli Cerrahi Hastanesi doktorlarından Genel Cerrahi, Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Kaya, "Vücut kitle indeksi 18 ile 25 arasındaysa bu insanın kilosu normaldir. 25 ile 30 arasında ise fazla kilolu olarak tanımlanır. 30 ve üzerindeyse obezite başlar. 40'tan sonra ise Morbid obezite başlar. 50'den sonra Süper Morbid Obezite denilen ve ölümcül hastalıkların maksimum oranda görüldüğü kilo oranı olarak karşımıza çıkar. Kişi obezite olduğunu vücut kitle indeksini ölçerek anlayabilir. “ dedi.

OBEZİTE OLUŞMADAN TEDBİR ALINMALI

Obeziteden korunmanın çocuk yaşta olması gerektiğini belirten Op. Dr. Özgür Kaya, “Çocukluk ve ergenlik döneminde oluşan obezite, yetişkinlik dönemi obezitesi için zemin hazırlar. Bu nedenle aile, okul ve çevre yeterli ve dengeli beslenme ve fiziksel aktivite konularında bilgilendirilmeli. Obezite tedavisi, bireyin kararlılığı ve etkin olarak katılımını gerektiren, tedavisi zorunlu, uzun ve süreklilik arz eden bir süreçtir. Obezitenin oluşmasında pek çok faktörün etkili olması, bu hastalığın önlenmesi ve tedavisini son derece güç ve karmaşık hale getirir. Bu nedenle obezite tedavisinde hekim, diyetisyen, psikologdan oluşan bir ekip gerekmektedir.

AMELİYATSIZ YÖNTEMLER: MİDE BOTOKSU VE MİDE BALONU

Mide botoksunun ameliyatsız bir kilo verme yöntemi olduğunu belirten Op. Dr. Özgür Kaya, “Mideye Botilinum toksin yani botoks uygulanması endoskopik olarak midenin belirli bölgelerine Botilinum toksini enjekte edilmesi esasına dayanan nispeten yeni bir kilo verme yöntemidir. Bu yöntemde mide kaslarının kasılması sınırlandırılarak mide boşalma süresi gecikir mideden salınan Ghrelin (iştah hormonu) salınımını azaltarak hastada iştah kaybı oluşturur.  Böylece kilo kaybı sağlanmış olur” dedi.

Endoskopik intragastrik balon veya kısaca mide balonu tüm dünyada uygulanan geçerli ve ameliyatsız bir obezite tedavisi yöntemidir. Mide içerisinde yer kaplayan bir balon yardımıyla tokluk hissi vererek obeziteyi kontrol altına alma fikrinin ilk kez 1982’de geliştirilmiş olduğunun altını çizen Op. Dr. Özgür Kaya, “Sadece diyet ve egzersizle, daha komplike bariatrik cerrahi metodlar arasındaki boşluğu doldurmak üzere geliştirilen mide balonu, son yıllarda fazla kilolu ve obezlerde yaygın olarak kullanılıyor.

HASTALARDA EN SIK TERCİH EDİLEN YÖNTEM : TÜP MİDE

Hastalarda en sık tercih edilen yöntemin tüp mide ameliyatı olduğunu belirten Op. Dr. Özgür Kaya, “Obezite cerrahisi kapsamında en sıklıkla tercih edilen ve uygulanan cerrahi çözümdür. Bu yöntemle mide hacmi küçültülür ve vücuda alınan besinlere kısıtlama getirilmesi amaçlanır. Ayrıca midenin iştah merkezi çıkartılır. Aynı zamanda  Gastrik Bypass yönteminde hem bir mide küçültme işlemi vardır hem de besinlerin bağırsaklarda kat ettiği yol azaltılarak emilim oranı düşürülmektedir. Bir diğer yöntem olan ince bağırsakların daha etkili bir şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla gerçekleştirilen, kilo kaybını hedef alan, ince bağırsaklarda ve midede anatomik değişikliklerin yapıldığı bir ameliyattır. Metabolik cerrahi kapsamında yer alan transit bipartisyon operasyonu ise, metabolik cerrahi kapsamında obezite ve diyabeti olan hastalarda sıklıkla tercih edilmektedir” ifadelerini kullandı.

BİTKİSEL KÜRLERDEN VE PİYASADAKİ ZAYIFLAMA İLAÇLARINDAN UZAK DURUN

Genelde internet üzerinden alınan ya da bitkisel olan ilaçların zayıflama için kullanılmasının oldukça tehlikeli olduğunu belirten Op. Dr. Özgür Kaya, “Obezite tedavisinde kullanılacak ilaçlar hafif ve orta derecede ağırlık fazlalığı olan bireyler için uygun değil. Kullanılan ilaçların, sağlık yönünden güvenirliliğinin saptanmış olması, obeziteye neden olan etiyolojiye uygun bir etki göstermesi, kısa ve uzun dönemde önemli yan etkisinin olmaması ve bağımlılık yapmaması ve bu tür ilaçların mutlaka hekim tavsiyesi ve kontrolünde kullanılması gerekliliği büyük önem taşıyor.

Obezite tedavisinin başarılı olması için hastanın, ilaç tedavisinin yanı sıra tıbbi beslenme tedavisi ve egzersiz tedavisini sürdürmeyi kabul etmesi ve düzenli olarak kontrollere gelmesi gerekiyor. Yağ yakımı, yağ aldırımı, karın germe, obezite tedavisinde kullanılmaz. Bunlar estetik operasyonlardır. Vücutta lokal kalan veya asimetri yapan dokularda kullanılır. Obezitede cerrahi yaklaşım temelde ikiye ayrılır. 1) Alınan gıda hacmini kısıtlayanlar; Tüp mide ameliyatı, Gastroplasti (mide katlama)        2) Gıda hacmini kısıtlamanın yanında emilimini azaltanlar; Laparoskopik mini gastrik by-pass, Laparoskopik Bipartisyon ameliyatı. Besinlerle alınan enerjinin azaltılmasına yönelik bariyatrik cerrahide hedef, besinlerin gastrointestinal sistemde emilimlerini azaltmaktır. Bu amaçla bypass, gastroplasti, gastrik balon vb. yöntemler kullanılır. Rekonstrüktif cerrahide ise amaç; vücudun çeşitli bölgelerinde lokalize olmuş mevcut yağ dokularının uzaklaştırılmasıdır. Bu tedavi estetik ağırlıklıdır ve eğer hasta obezite tedavisinin gereklerini yerine getirmezse yağ birikimi tekrar gerçekleşmektedir” şeklinde konuştu.

FATMA TEKEŞ- ÖZEL HABER

 

 

 

.

 

 


Bunları gördünüz mü ?
AKM Basın Yayın A.Ş | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web