Denizli 27°C
18 Ekim 2019 - Cuma

OKUYAN BİREYLER YETİŞİRSE HERKES KAZANIR.

2019-10-08 14:00:08 |
Gökhan Karaıslı
OKUYAN BİREYLER YETİŞİRSE HERKES KAZANIR.

Kahraman Tazeoğlu Denizli’de okurlarıyla buluştu. Kitap okuma alışkanlığının gelecek nesillere taşınması için önce ebeveynlerin rol model olması gerektiğini savunan Tazeoğlu, böylelikle hem bireylerin hem de yazarların kazanacağını belirtti.

Merkezefendi Belediyesi tarafından bu yıl ilk düzenlenen Merkezefendi Kitap Günler’inde Kahraman Tazeoğlu, okurlarıyla bir araya geldi. Merkezefendi Kültür Merkezi Petek Salonunda kısa bir söyleşi gerçekleştiren Tazeoğlu, Türkiye’deki kitap okuma oranının az olmasının sebeplerini açıkladı ve kitabın yazdıranın değil, yazanın eseri olduğuna dikkat çekti. Konferans sonrası, Denizlili okurların kitaplarını imzalayan Tazeoğlu ile imza etkinliği sonrası yayınevleri, eserleri, Türkiye’de kitap okuma alışkanlığı ve son yıllarda sayıları artmaya başlayan ancak destek bulmakta zorlanan engelli yazarlar üzerine röportaj gerçekleştirdik. İşte o keyifli sohbetten bazı satır başları…

Merkezefendi Kültür Merkezinde yapılan “Kitap Günleri” organizasyonunu nasıl buldunuz? Denizli halkının “Kitap Günleri” organizasyonuna karşı yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben Merkezefendi Belediyesinin düzenlemiş olduğu kitap günlerini ilk olmasına rağmen çok düzenli ve güzel buldum. Ufak tefek eksiklikleri mutlaka olacaktır. Daha sonra yapılacak olan etkinliklerde bu telafi edilecektir. Denizli halkının ilgisine gelince, açıkçası ben her yıl yapılan diğer fuarlara gösterilen ilginin, buraya olup olmayacağına dair kaygılar ve düşünceler vardı. Böyle olmadığını gördüm. Denizli halkının fuara olan ilgisi gayet iyi, umarım hep böyle devam eder.

Kitaplarınızda yazdığınız hikâyeleri yaşadıklarınızdan mı yola çıkarak yazıyorsunuz?

Bukre kalp isimli kitabımda “Cem” diye bir karakter var. Bununu cebimize koyalım. Bundan yıllar önce radyo programı yaptığım dönemlerde bir gün internetten bir şarkı buldum. Şarkıyı çok beğendim. Yayınlamak istedim. Ama önce izin almam gerekiyordu. Çünkü bir albüm değil. Gittim çocuğu buldum bak kardeşim, ben bu şarkıyı çok beğendim yayınlamak istiyorum. İzin veriyor musun diye. İzin verdi. Öyle heyecanlandı ki. “Hayatımda benim şarkılarım hiç radyoda yayınlanmamıştı dedi. Bu gece dinle dedim. Şarkıyı yayınladım. Öyle güzel tepkiler geldi ki anlatamam. Herkes bunu söyleyen kim diyor. Yayın bitti çocuğa telefon ettim. Bak kardeşim bir sürü mesaj geliyor. İnsanlar seni merak ediyor. Gel kimsin nesin anlat kendini. İlk başta gelmekte çekindi. En sonunda onu ikna ettim.  Sonra stüdyonun kapısında elinde gitarı heyecandan tir tir titriyor. Geldi, oturdu 5 dk sonra açıldı. 2 saat boyunca çok güzel bir program yaptık. Ben şiirlerimi okudum. O şarkılarını söyledi. Aralarda sohbet ettik. Sonra canlı yayında ona bir teklifte bulundum. Bak güzel kardeşim gel, seninle bu programı her hafta yapalım. Canlı yayında teklif ettiğim için, hayır diyemedi. Ve biz 2,5 yıl o programı yaptık. Herkes çok sevdi. 2,5 yıl sonra benim karşıma çıktı ve bana dedi ki “ Kahraman abi, bana albüm teklifi geldi.” İşte bu dedim ne güzel, ne mutlu, zaten amacımız seni kitlelere tanıtmak değil miydi? Yolun açık olsun kardeşim dedim. Helalleştik. Gitti, Albümünü yaptı. Ve siz onun şarkılarını çok sevdiniz. Bahsettiğim kişi Gökhan Türkmendi. İşte Bukre kitabındaki Cem, gerçek hayatta Gökhan Türkmen’dir.

Bu durumda, biz şimdi okurlar olarak neyi dikkate alacağız? Sizi mi, yoksa size bunları yazdıranı mı?

Bir romanımın içerisinde geçen kısacık bir hikâye ile bu sorunuza cevap vermek istiyorum. Çok uzun yıllar önce bir adam, bir gün bir kadına âşık oluyor. Adamın içinde bir şair varmış ve bundan haberdar değilmiş bu kadını sevince anlıyor. Bu kadına şiirler yazmaya başlıyor. Aralarında muazzam bir aşk başlıyor. Adam, yazdıkça kadın mutlu oluyor. Her şey güzel giderken bir gün o kadın o adamı terk ediyor ve gidiyor. Ama adam durmuyor. Kadının arkasından daha çok şiirler yazmaya başlıyor. Yıllar geçiyor. Kadın başka bir şehre gidiyor. Evlenip, çoluk çocuğa karışıyor. Ama adam hala o kadına şiirler yazmaya devam ediyor. Bir gün o adam, o kadının yaşadığı şehre şiir okumaya gidiyor. Adam, sahneye çıkıyor. Salon hınca hınç dolu ve o kadın için yazmış olduğu şiirleri okumaya başlıyor. Artık, herkes o şiirleri ezbere biliyor. Adam ile birlikte tekrar ediyorlar. Şiirler bitiyor. Herkes adamı ayakta alkışlıyor. Ama o alkışlayanların arasında kocası ile birlikte o kadın da var. Adam kulisine geçiyor. Diyorlar ki efendim bir çift var. Israrla sizi görmek istiyor. Buyursunlar diyor. Kapı bir açılıyor. Adam bir bakıyor ki, o kadının kolunda kocası ile birlikte karşısında dikeliyor. Kadın adamın gözlerine bakıyor ve soruyor. “Merhaba şairim, beni hatırladın mı?” diyor. Şairimiz kadına dönüyor. “Hayır hatırlamadım” diyor. Kadın öfkeleniyor. “Nasıl hatırlamazsın, uğruna şiirler yazdığın seni bugünlere getiren, seni şair yapan kadınım ben” diyor. Şairimiz dönüyor ve kadına diyor ki; “Keramet sende olsaydı, o kolundaki de şair olurdu.” Kişinin içinde Allah vergisi bir yeteneği olabilir. Fakat önemli olan kişinin onu fark etmesidir. Bunu bir şey fark ettir size, bazen bu bir aşktır. Bu vatan sevgisidir. Bir şey onu ortaya çıkaracaktır. Yeteneğiniz yoksa istediğiniz kadar kendinizi zorlayın ne şair olabilirsiniz ne de yazar. Yeteneğiniz var da bunun farkında değilseniz, Hayat bir gün onu bir şekilde ortaya çıkarıyor. Gerçekten yeteneğiniz varsa, sizin yazdıklarınız ortaya koyduğunuz tüm eserler toplumda karşılığını buluyor.

Ülkemizde kitap okuma oranının çok kadar düşük olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir yazar olarak bu durum sizi olumsuz olarak etkiliyor mu? Sizce, Bunun önüne nasıl geçebiliriz?

2 yönlü olarak düşünmek lazım. Birincisi kitap okumamak, toplumun ileriye gidişini engelleyici bir durumdur. Kitap okumayan toplumlar her zaman geriye doğru gider. Yazarların misyonu ve görevi de insanlara kitap okutmak ve toplum bireylerin aydın insanlar olmasını sağlamaktır. Ama bunu yaparken de yazar da sonuçta bir insan, yazarında ekonomik bir düzeni var. Kitap satılmayan bir ülkede yazar, kitap yazarak nasıl geçinecek ne ile geçinecek bunlar da önemli sorunlar, hem yazar açısından hem de toplum açısından bu eksiklikler var. Bu eksikliklerin giderilmesi için birincisi insanların kitap okuma bilincinin yerleştirilmesi gerekiyor ki bu ailede başlıyor. Çünkü çocuk evine geldiğinde bir koltukta annesi, bir koltukta babası oturuyor ve kitap okuyor pozisyonunda o anneyi babayı görmediği sürece o evde okuyan bir çocuk çıkmaz. Önce anne ve babanın okuyarak çocuğuna örnek olması gerekiyor. İşte okuyan bireyler böyle yetişir. Okuyan bireylerin yetiştiği bir ülkede yazarlar hem daha özgür hem daha rahat hem de daha çok içerik üretirler. Ürettikleriyle ekonomik olarak kendilerini güçlendirecekleri için daha fazla üreterek kazan kazan dediğimiz durum söz konusu olacaktır. Ben ona hep 2 uçlu olarak bakmışımdır. Hem yazarın kazanması gereken ekonomik güç, hem de bireyin kitap okuma alışkanlığının var olması için aileden gelen eğitim olarak bakıyorum.

Ülkemizde bir yazar yazmış olduğu kitaptan nasıl kazanç sağlıyor?

Eğer bu kitabı yazan yazar, ünlü bir yazar değilse ve ilk kitabını çıkartıyorsa yayınevlerinin genellikle yaptığı sistem şudur. Kitap dosyasını yayınevi incelemeye alır.  İnceleme sonunda kitapta bir toplumun milli ve manevi değerlerini kötüleyen veya müstehcenlik taşıyan bir unsur yoksa yayınevi ile yazar arasında senelik sözleşme imzalanır. Yani eserin bütün ticari faaliyetlerini sadece anlaştığı yayınevi yapabilir. Yayınevi ilk baskıda, pilot 1000 adet kitap basar. Basılan bu 1000 adet kitabın bütün basım ve dağıtım giderlerinin, kitabı yazan yazar tarafından karşılanması beklenir. Eğer ilk Basımdaki 1000 adet kitabın tamamı satılmışsa, 2. Basımda yayıneviyle tekrar sözleşme yenilenir. Anlaşmaya göre 1000 ile 3000 adet arasında tekrar kitabı basılır. İşte bu sefer yazar, yayınevi ile anlaşılan orana göre satılan kitap başına kazanç sağlamaya başlar.

HER YAYINEVİNDE ENGELLİ YAZAR ZORUNLULUĞU OLMALIDIR.

Birçok yazar, maddi yetersizliklerden dolayı yazmış oldukları eserlerini kitap olarak bastıramıyor. Bunların içinde engelli yazarlarımız da var. Yayınevlerinin yaptığı bu ticari sistemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu yazarı ve bireyi aşan bir durumdur. Sistem sorunu aslında, biraz oradan bakmak lazım. Yayınevlerinin duyarsızlıklarıyla ilgili bir durumdur. Çünkü yayınevleri bu işi, ticari olarak düşünüyor. Biraz İnsiyatifte bulunmaları gerekir. Yayınevleri her kitaba ticari bir değer olarak bakmamalıdır. Mesela, iyi satış yapan 10 tane yazarın varsa, bir iki tanede engelli yazar zorluluğu tutulmalıdır. Nasıl ki bir işyerinde, kanunen engelli 2 veya 3 kişi alıp çalıştırılma zorunluluğu varsa bence yayınevleri içinde bu söz konusu olmalıdır. Her yayınevinde 2 veya 3 engelli yazara ücretsiz kitap çıkartma zorunluluğu getirilmedir. Bu sembolik bir şey aslında, önemli olan o kitabın çok satılması değil. Engelli bireyin o kitabın onda oluşturacağı güveni ve gururu düşünülerek hareket edilmesi gerekir. Buna önem vererek destek olmak lazım.

Engelli yazarlara ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Türkiye’nin bütün şehirlerini gezmiş bir yazar olarak şunu söyleyebilirim ki gittiğim her yerde kitap yazmaya çalışan, hatta kendi imkânlarıyla kitap çıkaran engelli yazarlar gördüm. O insanlara bence yardım eli uzatılmalıdır. En azından onların büyük çabalarıyla çıkarttıkları kitapların yayınevleri tarafından kendi sayfalarında reklamını yaparak destekleyebilirler. Bu da bir destektir. Belki maddi bir destek olmayabilir ama reklam gücü olarak etkili olabilir. Ben elimden geldiği kadarıyla reklamını yapmaya çalışıyorum. O arkadaşlar gittiğim şehirlerde bana kitaplarını verdiklerinde ben o kitapları kendi sayfalarımda yayınlıyorum ve insanlara duyurmaya çalışıyorum. Hiçbir şey yapamazsınız bile, onların yayında olduğunuzu onlara ispatlayabilirseniz dua alıyorsunuz. Bu bence her şeyden öte bir duygu. Diğer yazarlarında konuda hassas davranmalarını öneriyorum.  – Oğuzhan Yelgen Röportaj

OKUYAN BİREYLER YETİŞİRSE HERKES KAZANIR.

OKUYAN BİREYLER YETİŞİRSE HERKES KAZANIR.


Bunları gördünüz mü ?
Horoz İlçeler Gazetecilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. | 2016 - Tüm hakları Saklıdır. | Şanlısoy Web